Gürkan Cengiz

Gürkan Cengiz

gurkancengiz.2311@gmail.com

Kutuplaşmak

11 Ocak 2021 - 13:18

Sevgili okurlarım, küreselleşmenin etkisi ile birlikte günlük yaşamımız, alışkanlıklarımız ve ezberlerimizde değişmeye başladı. Aslında bu değişimin en başında dünyayı kocaman bir köye çeviren dijitalleşme başrol oynuyor. İnternetin yaygın kullanılması yani bir telefona sığması ile birlikte yaşamlarımızda değişmeye başladı. Bulunduğumuz yere göre en uzak noktada yaşanılan bir olayı anında ve hatta canlı olarak izleyip gelişmeler hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. En yakın örneği ABD Temsilciler Meclisi baskınını tüm dünya aynı anda canlı izledi. Teknolojik bu gelişmeler yani dünya ile entegre olmanın sonucunda tüm insanlığın şimdiye kadar edinmiş oldukları alışkanlıklar, adetler, örfler tek tek yok olmaya, dejenere olmaya ve değişmeye başladı.

***
Giriş paragrafım teknolojiyi eleştirir gibi oldu... Ancak teknolojinin sadece toplumu değiştirme gücü ve etkisine kısa ve dar bir çerçeveden bakarak konuya başlamak istedim. Ne var ki, toplumsal yozlaşma ve değişimi YENİ DÜNYA DÜZENİ dedikleri dijitalleşmeye bağlamak çok doğru ve adil olmaz. Toplumsal değişim üzerindeki değişime bir de medyanın etkisini eklemek gerekir. Medya dediğimiz Kitle İletişim Araçları yeni dünya düzeninde toplumun ve bireyin ne hakkında düşüneceği değil de ne hakkında konuşacağını belirler ve toplumu sıkı bir etkileşim içine alarak gündemi belirler. Kahvehanede, parkta, kadın altın günlerinde, toplu taşıma araçlarında ve daha birçok yerde insanların o an konuştukları tek şey ana akım medyanın gündeme düşürdüğü konudur. Bu konular internet erişimi olan telefonlar sayesinde sosyal medya ağlarına düşerek bir anda tüm ülkeyi etkisi altına alır. Paylaşımlar, beğeniler ardından milyonlar aynı anda aynı konu üzerinde konuşmaya başlamıştır. Aslında toplumsal ve bireysel değişim bu noktada kendini gösterir.Konuşulan konu hakkında bilgi sahibi olmayan birey bir anda fikir sahibi olmuştur. Konuşulan konu hakkında gördüğü sosyal medya paylaşımı, ya da taraf olduğu TV kanalının ana haber bülteninin o konu hakkındaki ideolojik haber dili artık bireyin savunduğu fikir olmuştur. Aslında temel sorun tam olarak burada kendini göstermeye başlamıştır. Konunun uzmanı olan akademisyenler, asla toplumu etkisi altına alan konularda konuşmuyor, konuşamıyorlar ya da yorum yapmaktan uzak kalıyorlar. Bir toplum için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Yani toplumsal KUTUPLAŞMA artık başlamıştır.
***
Ülke için en tehlikeli olan şey örgütlü cehalet ile birlikte belki de kutuplaşmış bir toplumdur.  Kısa bir zaman önce, toplum olarak aynı şeylere sevinir, aynı şeylerden keyif alır, uluslararası bir başarıda göğsümüz kabarır, farklı evlerde ama aynı heyecanla milli takımın attığı gole, goooooooooooool diye bağırır, karşı sokaktan gelen goolllllllll sesi ile seslerimiz karışırdı. Milli takım ya da taraftarı bile olmazsak bir takımımızın Avrupa arenasında attığı gol sonrası hiç tanımadığımız bir insana sarılır o gururu birlikte yaşardık. 40 yaşın üstündeki vatandaşlarımız kolaylıkla hatırlar, mahalleden biri ölse, hiç tanımamış bile olsaydık acısına ortak olur, radyo, TV açmaz, evden müzik sesi yükselmezdik. Dini bayramlarda sokakta kimi görsek bayramlaşır, hal hatır sorardık. Şimdi ne bayramlaşma kaldı ne de kucaklaşma.
***
Sevgili okurlarım, aslında yukarıda vermiş olduğum  birkaç örnek toplumun ve bireylerin en küçük olaylar karşısında bile ne kadar kutuplaştığının resmidir.

Ayrıca, siyaset dilinin de toplumu kutuplaştırmakta çok büyük gücü ve etkisi olduğunu görebiliyoruz.Siyasi gücünü kutuplaşmadan alan zihniyet sahibi siyasiler asla toplumsal huzur ve barış istemez. Çünkü siyasi gücünü elinde tutuğu kitlenin kutuplaşmasından aldığını bilir. Örneğin tekrar medya kanadına dönecek olursak,en çok satan gazeteler sürekli olarak iktidarı eleştirerek, kendine bir okuyucu kitlesi oluşturur ve bu yolla milyona yakın gazete satar. Kullandığı bu haber dili ile toplumu sürekli olarak kutuplaştırarak ekonomik bir gelir elde eder. Keza birçok TV kanalı sırf kendine kitle yaratmak için ideolojik haber dilini kullanır ve toplumsal kutuplaşmayı sürekli canlı ve diri tutmayı başarır.

Çevrenizdeki insanların söylemlerini ve konuşmalarına bakarak, hangi haber kanalını izlediğini, okuyorsa hangi gazeteyi okuduğunu ve hangi siyasi görüşü benimsediğini anlayabilirsiniz. Çünkü artık bireyin doğrusu kalmamıştır, kendisine dayatılan bilgi ile donatılmış ve düşünme yeteneğini kaybetmiştir. Düşünme ve analiz yeteneğini kaybetmiş bir toplumu kutuplaştırmak zor olmazsa gerek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum