Ünlü Satsuma mandalinası artık resmen Seferihisar mandalinası...
Göknur YUMUŞAK

Göknur YUMUŞAK

Ünlü Satsuma mandalinası artık resmen Seferihisar mandalinası oldu

23 Temmuz 2018 - 18:28

İzmir’in Seferihisar ilçesinin benim hayatımda çok özel bir yeri vardır.1987 yılında Şırnak’tan
İzmir’in Seferihisar ilçesine atandığımda bebeğim 8 aylıktı. Yine 1992 yılında bu kez
Seferihisar’dan Zonguldak’a tayinimiz çıktığında ikinci bebeğim doğmuştu 20 günlüktü.
İlçenin girişindeki Jandarma lojmanlarında yaşıyorduk. Tarım İlçe Müdürlüğü şehrin
merkezinde ki hükümet konağındaydı. İmza defteri vardı kaymakamlıkta .Çok azar işittim
Kaymakamdan. İlçe o zamanlar küçücüktü. Dolmuş yok otobüs yok her yere yürüyerek
gidilirdi. Evlerin kapılarında kilit yok pencerelerinde demir parmaklık yoktu. Akşam üzeri tek
katlı evlerden oluşan sokaklarda saf zeytinyağıyla yapılmış yemek kokuları sarardı her yanı.
Öğlen yemek saatinde bebeğimi emzirmek için koşar adım eve gelirdim. Yine koşarak işe
giderdim ama bütün çabama rağmen hep 5 - 10 dk. geç kalırdım ve azar işitirdim. Fakat
sonradan gelen kaymakam çok güzel bir insandı. Hiç sorun yaşamadım onunla. Köylerde çok
güzel çalışmalar yaptık birlikte. Ne günlerdi… Seferihisar’a ilk geldiğim aydı. Bebeğimi üç
günlüğüne bakıcıya bırakıp Tarım Bakanlığının Gümüldür’de ki kampında eğitim çalışmasına
katılmıştım. Bebeğimden ayrılırken çok ağlamıştım. Yol boyunca ilk kez gördüğüm Mandalina
bahçeleri beni biraz rahatlatmıştı. Yeşil ve turuncu ancak bu kadar birbirine yakışır.
Muhteşemdiler. Hayran kalmıştım. Seyretmeye doyamamıştım. Seferihisar’dan Gümüldür’e
varıncaya kadar yol boyu turuncu – yeşil denizinde kaybolmuştum. Doğu Anadolu
bölgesindeki çatışmaların en şiddetli olduğu dönemde Şırnak’tan gelmiştik Seferihsar’a.
Deniz ve Mandalina bahçeleri beni bu şirin ilçeye aşık etmişti. Bu atama bana doğanın bir
armağanıydı. Her taraf göz alabildiğine Mandalina bahçesiydi. Bebeğimi bile bir an
unutmuştum bahçelerin o eşsiz güzelliğini seyrederken. Adeta büyülenmiştim. Ürkmez’den
Gümüldür’e giderken Yolun sol tarafı tamamen bahçeydi. Gümüldür de de öyleydi.
Turunçgiller nazlıdır her yeri sevmezler. Ama bu bölgeyi çok sevmişti Satsuma Mandalinası
.Toprağını suyunu havasını her şeyini çok sevmişti. Ülkemizin hiçbir yerinde bu kadar verimli
ve lezzetli vb.olmaz Satsuma mandalinası.
Ama şimdi o bahçelerin hepsi vahşi yapılaşma uğruna yok oldu. Nedir yazlık kültürü hiç
anlamış değilim. Senede 3-4 ay kalmak için binlerce Mandalina ağacı kesmeye değer mi?
Çoğu boş yazlıkların. Çünkü başka yerler de de yazlıkları var o insanların sıra gelmiyor
hepsinde kalmaya. Bu tamamen beton üretimi yapan ve yapılaşmayla ilgili şirketlerin
dayatması. Vahşi kapitalizmin yarattığı tüketim çılgınlığı. Bana göre bir insanın hem
Bodrum’da hem İzmir’de hem Marmaris’te vs. yazlığının olması doyumsuz olduğunu gösterir.
Bu mutluluk getirmez bence. Oysa gerçek anlamda mutluluk doğadadır. Dolayısıyla doğayı
yok ederek yazlıklar yapmakla mutlu olunmaz bence.
Seferihisar Sığacık ve Ürkmez ve Gümüldür talan edildi. Taş taş üstünde kalmadı vahşi
yapılaşma yüzünden. Bu yapılaşmanın bu kadar kolay olmasının diğer sebebi de
Mandalinanın ekonomik getirisinin pek olmamasıydı. Mandalinalar ihracat durumuna göre
bazen para etmezdi dalında çürür kalırdı. Çiftçide çareyi bahçesini satmakta bulurdu.
Alıcılarda rant peşinde hazır bekliyor tabii ki.

32 yıldır gözlerim Seferihisar’ı .Köylerini mahallesini çiftçisinin durumunu arazilerini ve arazi
yapısını çok iyi bilirim. Beş yıl çalıştım bu şirin ilçede. Bütün köylerinde mahallelerinde
çalışma yaptım. Seferihisar’da da ülkemizin her yerinde olduğu gibi tarım bitmişti. Çiftçi
darboğazdaydı. Binlerce işsiz vardı. İlçenin yerli halkı ve göçle gelenler ülkemizin her yerinde
olduğu gibi burada da büyük bir işsiz kitlesi oluşturuyordu. Kadınların ekonomik özgürlüğü
yoktu. Yerel yönetim olarak vasatın altında yönetildi hep Seferihisar. Ülkemizin bir çok
yerinde olduğu gibi insana dair hiçbir şey yapılmadı Seferihisar’da.
Ama bir gün ülkesini ve insanlarını seven dünyayı seven ekolojik döngüye saygı duyan değer
veren birisi bu şirin ilçeye belediye başkanı oldu. Çeşitli projelerde birlikte çalıştığım Sevgili
Tunç Soyer. O benimde çalışma arkadaşımdır. Hiyerarşiye hiç önem vermeyen yaptığımız
çalışmalarda arkadaş gibi rahat ve mutlu olduğum bir insan. Ben Yeşil Sol parti üyesiyim.
Çalışmalarım dolayısıyla aktif değilim. Ancak yerel yönetim konusunda tercihimi CHP’li
belediye başkanı Tunç Soyer’den yana yapıyorum ve seçim çalışmalarında aktif görev
alabilirim.
Çünkü yerel yönetimler çok önemlidir merkezin aynasıdır. Yerel yönetimlerin çalışmaları
partiler üstüdür bence. Sergilenen hizmet ve sosyal belediyecilik belirleyicidir. Dolayısıyla bir
sosyolog olarak partileri değil de kişilerin ön planda olmasından doğru böyle bir tercih
yapmayı uygun buldum. Kendi partim ekoloji çalışmalarına çok önem veren bir partidir .Ben
çevre aktivistiyim partimle zaman zaman çalışmalar yapıyorum. Örneğin Partimizin yayın
organı Yeşil Sol dergisinin her sayısında makalelerim yayınlanıyor.
Evet Tunç başkan ve diğer belediye çalışanlarıyla yaptığım çalışmalarda çok mutlu oluyorum.
Dolayısıyla bu yüzden çok verimliyiz. Kendi çalışma arkadaşlarıyla da ilişkileri çok güzel.
Zaten başarısının sırrı burada yatıyor. Onunla çalışan herkes çok mutlu ve huzurlu.
Başkanın eşi Neptun Soyer’le gece gündüz çalışıyorlar. Neptun hanım yüz kadın ortağı
bulunan Hıdırlık kalkınma kooperatifinin başkanlığını yapıyor. Can Yücel tohum merkezinin
Ülkemizin bir çok yerindeki yerel tohum çalışmalarında danışmanlık vb. konurda dayanışma
içerisinde çalışıyor.
Ve Seferihisar’da Tunç Soyer’le bir dönem bitti yeni bir dönem başladı.” Başka bir köylülük
mümkün” diyerek çalışmalara başladılar.
Ülkemizin her yerinde olduğu Seferihisar’da da çok uluslu dev şirketlerin politikaları gereği
tarım ve köylülük, küçük çiftçilik tamamen bitmek üzereydi. Pazarlama , girdilerin çok yüksel
olması, vb. çok can alıcı sorunlar bura da da yaşanıyordu. Ama Tunç Soyer bilim insanlarıyla
işbirliği içerisinde örneğin Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümü öğretim
üyesi Tayfun Özkaya’nın danışmanlığında çalışmalarını yürüttüler.
Üretici ve tüketici kooperatifleri kurdular. Üretici pazarları kurdular. Ekolojik döngüye zarar
vermeyen bir sistemle çalışan ( Jeotermal enerji kullanıyorlar ama çevreye zarar vermey bir
sitemleri var) Mandalina kurutma tesisini kurdular. Yerel tohumların korunup geliştirilerek
gelecek kuşaklara aktarılması için Can Yücel Tohum Merkezini kurdular. Yerel tohumların
2006 yılında 5555 sayılı kanunla alınıp satılması yasaklanmıştı. Dolayısıyla bu çalışmayla
Seferihisar belediyesi yasaklara rağmen ülkesi için gelecek nesiller için tohumuna sahip çıktı
biz varız dediler Seferihisarlılar. Şimdilerde ülkemizin her bölgesinde yerel tohum hareketini

gelişmesine katkı koyuyorlar. Ülkemizde ki en büyük tohum merkezi Can Yücel Tohum
merkezidir. Bu arada ünlü şairimizin vasiyetini de yerine getirmiş oldular.
En son 12-13 Mayıs 2018 tarihlerinde Benim de eş sözcüsü olduğum İzmir Yerel Tohum
Topluluğu , Seferihisar ve Dersim ( Tunceli) Ovacık belediyeleri ortak olarak 1.Ovacık yerel
tohum Şenliğini gerçekleştirdik. Ülkemizin her yerinden doğa dostları Ovacık’ta buluştuk
birbirimize dokunduk. Yerel tohumlarımız takas ettik. Tunç Soyer 15 kişilik ekiple katıldı
etkinliğe.
Tunç Soyer ve sevgili eşi Neptun Soyer kooperatifçiliğin pazarlama konusunda üretim
konusunda ve kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanma konusunda ne kadar önemli
olduğunu pratik hayatta bize gösterdiler. Kooperatifçiliğin yeniden canlandırılmasında örnek
oldular. Yüz kadın üyesi bulunan Hıdırlık tarımsal kalkınma kooperatifi işsiz insanlara
özellikle kadınlara ve küçük çiftçilere umut oldu. Bu kooperatifin başkanlığını Neptun Soyer
halen başarıyla yürütmektedir.
Üretici ve tüketici pazarlarıyla Seferihisar’da pazarlama sorunu çözüldü . Belediye hiçbir
ücret alamadan üreticileri ve tüketicileri bu pazarlarda buluşturdu. Kadınlar bu pazarlarda
her türlü ürünlerini satıyorlar. Hem ekonomik özgürlüklerini kazandılar. Hem de
sosyalleştiler. İnsanların özelliklede kadınların sosyalleşmesi çok önemli. Bir çok sağlık
sorununu için çok önemli bu. Örneğin depresyon, alzheimer gibi. Evden dışarı çıkıyorlar.
Hepsi çok mutlular. Bütün bu çalışamalrla yaklaşık 5 bin kişinin işsizlik sorunu çözüldü.
Şimdide Satsuma artık resmen Seferihisar mandalinası olarak tescillendi.
Seferihisar Mandalinası coğrafi işaretini kullanan ürünler üzerinde etiket kullanımı zorunlu
olacak. Tescil belgesinde açıklanan özelliklere uygun olarak Seferihisar mandalinası şöyle.
Seferihisar mandalinasının ayırt edici özellikleri; ince ve pürüzsüz kabuğa sahip olması, ince
dilim zarı, satsuma mandalinine özgü basıklığı göstermesi ile ve tad ve aroması nedeniyle
tüketici tarafından tercih edilmektedir.
Kuzeyi kapalı, güneyi açık nem birikimi sağlayan söz konusu bölgede satsuma mandalini
türünün kabuğu daha ince olmakta ve şekli yassılaşmaktadır.
Bu iki özellik ise yörede yetişen mandalinaları ulusal ve uluslar arası piyasada tercih edilir
hale getirmiştir. Diğer yörelerde yetişen mandalinalardan farklı olmak üzere Seferihisar
mandalinası ağaçtayken sararmaktadır.
Seferihisar ilçesinde mandalina tanıtımına yönelik olarak her yıl hasat mevsimi başında,
festival düzenlenmektedir. Belediyenin desteğiyle, okullarda mandalina suyu dağıtımı,
organik köy organik Pazar ve sanal market çalışmaları yapılmaktadır.
İzmir’in Seferihisar ilçesinde Mandarin tarımı 1953 yılında 600 adet satsuma dikilerek
başlamıştır. Zamanla ilçe mandalina yetiştiriciliği ve ihracat açısından ticari anlamda öne
çıkmıştır.
Şimdilerse ise 14 bin dekar alanda 56 bin ağaçla üretim yapılıyor Seferihisar’da. Yüksek dağ
köyleri dışında bütün köylerde üretim var.
Mandarin kurusu marka oldu. Onlarca tarım ürününü ithal ederken şimdi mandarin kurusu
ihraç etmek bizleri mutlu ediyor.

Seferihisar Mandalinası coğrafi işaretini kullanan ürünler üzerinde etiket kullanımı zorunlu
olacak. Tescil belgesinde açıklanan özelliklere uygun olarak Seferihisar Mandalinası üretimi
yapılıp yapılmadığına dair kontroller Seferihisar Belediye Başkanlığı koordinatörlüğünde
yapılacak.
Tunç başkan “çok mutluyuz” dedi ve şöyle devam etti: “uzun zamandır beklediğimiz müjdeli
haberi sonunda aldık. Dünyanın en kaliteli mandalinası olan Satsuma , Türk Patent Enstitüsü
tarafından verilen coğrafi işaretle “ Seferihisar Mandalinası “adını alıyor. Coğrafi işaret
Seferihisar Sığacık, Ürkmez, Doğanbey, dahil olmak üzere tüm sınırlarımızı kapsıyor. 2013
yılında başvurumuzu yapmıştık ve sonunda mandalina ismini Seferihisar’la tescil ettirmeyi
başarıyoruz. Uzun yıllardır verdiğimiz emeklerimizin karşılığını aldık. Coğrafi işaret Seferihisar
Mandalinası’nın markalaşması iç piyasada ve yurtdışında satış olanaklarının artırılması demek
.Dokuz yıldır Mandalina üreticilerinin sorunlarına çare olmak, emeklerini büyütmek ürünü
çeşitlendirmek , pazarlama olanaklarını artırmak ve markalaştırmak için çalışmalar yaptık.
Artık elimiz daha güçlü. Emek veren tüm çalışma arkadaşlarımı bütün kalbimle kutluyorum.
İlçemize hayırlı uğurlu olsun, “ dedi Tunç başkan.
Ben İzmir’in Urla ilçesinden emekli oldum. Oradaki tarım arazilerinin istatistiklerini
yapıyordum her yıl. Nerede ne var bilirim. Şimdi orada da zeytin kalmadı vahşi yapılaşma
yüzünden. Hepsi bir bir katledildi.
Seferihsar’da mandalin varlığının azalması, Urla’da zeytinciliğin bitme noktasına gelmesi hep
köylülüğü bitirme politikaların sonuçlarıdır.
Bütün bunlara rağmen Seferihisar belediyesi Mandalina üreticilerini yüzünü güldürdü ve zoru
başardı. Mandalina kurusu marka oldu. Çiftçilerin Mandalinleri atık ellerinde kalmıyor. Küçük
çiftçiliği ve tarımsal üretimi yeniden canlandırarak güzel bir yerel yönetim başarısı sergiledi.
Bunlar örnek olmalıdır ülkemizde ki diğer yerel yönetimlere. Eğer bütün belediyeler böyle
çalışsaydı köylülüğü bitirme politikaları karşılığını bulamazdı.
Seferihisar’ın da Urla gibi vahşi yapılaşmaya kurban edilmemesi için bu güzel ilçenin
üzerindeki baskının yok edilmesi gerekir. İstanbul’dan 1999 depreminden itibaren hızla artan
yoğun göç dalgası Urla’yı talan etti. Ama Seferihisar direniyor.
Bütün doğa ve insan dostları belediyeyle dayanışma içerisinde güç birliği yaparak rant
sahiplerinin Seferihisar üzerindeki baskısını durdurmalıyız.
Seferihisar’da mandalina varlığını artıracak çalışmalara hepimiz destek olmalıyız.
Bu kadar değerli özel bir ağacın Seferihisar’ı seçmesi ve burada verimli olması çok güzel bir
şeydir. Bunun kıymetini bilmeliyiz.
“Başka bir köylülük mümkün” diyerek yola çıkan Seferihisar belediyesi ülkemizdeki diğer
yerel yönetimlere örnek olmalıdır. Demek ki her şeye rağmen bu kadar başarı
kazanılabiliyor. Çok uluslu şirketlerin politikalarına “dur “ denebiliyor.
Yerel yönetimler merkezi yönetimlerin aynasıdır. Bu nedenle Seferihisar deneyimi mutlaka
İzmir Büyükşehir belediyesine aktarılmalıdır. Tunç Başkan’ın İzmir’de yapacağı çok iş var.
Açlık sınırında yaşayan milyonlarca insan var İzmir’de. Kıyafet özgürlüğü gelişmişlik göstergesi
değildir karın doyurmaz. Bu kentte Seferihisar örneğinin ölçeği büyütüldüğünde sosyal

belediyecilik anlamında ülkemize örnek olacak bir yerel yönetim sergilenebilir. Yeter ki
insana dair çalışmalar yapılsın. Ulusal ve uluslararası şirketlere dur desin yönetimler.
Örneğin doğal ekolojik döngüyü bozan ve ulaşım açısından sadece İstanbul- Yarımada ( Urla
Seferihisar, Çeşme, Karaburun) arasındaki yolu kısaltan körfez geçiş projesi hayata
geçmemelidir. Dünya da başka bir örneği olmayan metropol içerisindeki kuş cenneti yok
olmamalıdır. Aksine bu önemli güzellik tüm dünyayla paylaşılmalıdır. Kent betona zaten
teslim olmuş durumda artık buna dur diyecek bir yerel yönetim gelmelidir İzmir’e.
Sevgili Tunç Soyer’in İzmir’de bence yapacağı çok iş vardır
Yerel yönetimlerin yöneticileri artık yandaşlarını ihya etme ve koltuk sevdasından
vazgeçmelidir. Fırsat verilmelidir yeni yüzlere.
Örneğin Bir üretici pazarı, bir köylü pazarı bile açmayan daha çok gereksiz yere kaldırım
yenileyen ( insana dair hiçbir şey yapmayan vb.) Narlıdere belediye başkanı Abdül Batur 19
yıldır Narlıdere’de belediye başkanlığı yapıyor. O zaman Abdül Batur’a kadro verilsin. Seçime
ne gerek var ki.
Bütün mesele bizde bitiyor. Bizler kötü yönetimleri seçiyoruz. Oysa insana dair çalışmalar
yapan sosyal belediyecilik örneği sergileyen başka belediyelerde yaşama geçebilir ülkemizde
bu çok zor bir şey değil. Seferihisar bunun işte bunun en güzel örneği. Bu model mutlaka
İzmir’e de uygulanmalıdır.
Çünkü Tunç Soyer öncelikle çok güzel bir insandır. Sonra da başarılı bir belediye başkanıdır.
İnsana çalışana çok değer verir. Ben kendisiyle toplumsal çalışmalar yaptığım için çok iyi
tanıyorum ve değer .Seferihisar belediyesinde çalışanların mutlu olduğu gibi bende onlarla
toplumsal çalışma yapmaktan çok mutluyum. İyi ki varlar iyi ki birlikte ülkemiz için güzel
çalışmalar yapma olanağı buluyorum. Bu anlamda çok mutluyum umutluyum.
Seferihisar belediyesi çalışanlarını, özellikle Tarımsal hizmetler sorumlusu, Doğanbey tarımsal
kalkınma kooperatifi başkan yardımcı, ve Can yücel tohum merkezi sorumlusu Sosyolog
Şevket Meriç arkadaşımı Sevgili Tunç Başkanı ve Hıdırlık kalkınma kooperatifi başkanı- İzmir
köy-koop başkanı, ve köy koop birliği türkiye genel başkanın eşi matematik öğretmeni sevgili
Neptun Soyer’i başarılarından dolayı kutluyor Seferihisar Mandalinasının üretiminin daha da
artmasını temenni ediyorum. Tüm doğa ve insan dostlarına sevgiler…

YORUMLAR

  • 0 Yorum