'Orda bir köy var, uzakta. O köy bizim köyümüzdür'...
Göknur YUMUŞAK

Göknur YUMUŞAK

'Orda bir köy var, uzakta. O köy bizim köyümüzdür' Hasankeyf yalnız değildir!

09 Haziran 2019 - 01:06

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Dicle Nehri üzerindeki Ilısu Barajı’nın yapımı devam ediyor. 2006 yılında başlanan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’ne dair yapılan resmi açıklamalara göre, 10 Haziran tarihi itibariyle baraj kapakları kapatılarak, su tutulma işlemine başlanacak. Bu durumda 12 bin yıllık tarihe sahip Hasankeyf başta olmak üzere 199 yerleşim yeri sular altında bırakılacak.
***
14 Eylül 2017 de başladığım Doğu Anadolu bölgesindeki tarımsal çalışmalarım ve sosyolojik gözlemlerim 23 Eylül 2017 de Hasankeyf’te yaptığımız  basın açıklamasıyla  sona erdi. Basın açıklamasına; Kadın Yazarlar Derneği, Eleştirel okuma ve Yazı Evi , Ege Çevre Platformu Y.K ve Yerel Tohum Derneği üyesi olarak katıldım.
23 Eylül Dünya Hasankeyf gününde “Hasankeyf gönüllüleri”olarak saat 14:00 da Hasankeyf’te bir basın açıklaması yaptık.
 

Bin yıllardır varlığını koruyan bu eşsiz tarihsel mirasın yok edilişinin tanığı olduk Hasankeyf gönüllüleri olarak. Çünkü dinamitlenen tarihi eserleri ve iş makinalarının gölgesinde basın açıklanması okundu. Basın açıklamasına çevre il ve ilçelerden de katılım vardı.
Adeta bir film platosunu andıran bu bölgeyi gördüğüm için hem çok sevindim hem de yok olacağı için çok derin üzüntü yaşadım.
Basın açıklamasını Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu sözcüsü Abdülhakim Daş okudu.

Basın açıklaması şöyle:

Dicle özgür aksın Hasankeyf yaşasın

Kadim halkların mitolojisinde güneş tanrısı Mitra Su tanrısı ise Anahita’dır.Güneşin ve suyun yaşamın kaynağı olduğunu düşünen halklar en önemli tanrılarını güneş ve su olarak belirlemişlerdir.Mitolojide güneş ve ateş özdeşleştirildiğinden, ateş suyla söndürülmez; kendi kendine sönmesi beklenirmiş.Bu gün Ilısu barajıyla Hasankeyf( Heskif) su altında bırakılmak bölge halklarının  güneşi Dicle Nehri’nin sularıyla söndürülmek isteniyor.
 
Fırat ve Dicle nehirlerinin aktığı bölge olan Mezopotamya , insanların ilk yerleşim alanlarına ev sahipliği yapmıştır.Hasankeyf‘te bu bölgedeki bilinen  en eski yerleşim alanlarından biridir.12 Bin  yıllık insanlık tarihine ışık tutacak, bir çok arkeolojik veriyi içinde barındıran bölgenin sular altında kalmasıyla tüm insanları ve burada şu anda yaşayan tüm halkların geçmişle olan bağlarının koparılması hedefleniyor.
 
Ilısu Barajı projesiyle 250’ye yakın höyük, 5 binden fazla mağara, ve çok sayıda kültürel varlık ; 199 yerleşim alanı sular altında kalacak.1o binden fazla insan göç etmek ; masa başında imal edilmiş TOKİ’lere veya Ilısu Barajı’nı aratmayan , ölüm saçan projelerin kol gezdiği kentlere taşınmak zorunda kalacak.Dicle Vadisinin eko sistemi tahrip edilecek; rakamlarla ifade edilmeyecek kadar çok canlı bu süreçten etkilenecek; yaşam alanlarından sürülecek veya burada suların altında yok olmaya mahkum kalacak.Bazıları sonsuza kadar bir tür olarak yeryüzünden silinecek.
 
Sadece Ilısu Baraj gölünün  kaplayacağı 331 km’lik alan değil ; Dicle’nin Güneye doğru özgürce aktığı her yer; benzer kaderi paylaşacak.Bir ceylan tıpkı kendisinden öncekiler gibi su içtiği yere gittiğinde Dicle nehrinin özgürce akmadığını görecek ; sazlıkların arasında dolaşan balıklar susuzluktan ölecek, bostanlarını sulayamayan köylüler kuruyan sebzelere bakacak. Veya tıpkı Atatürk Barajı gibi bir tehdit aracı olarak kullanılan kapaklarının açılmasıyla güneydeki her şey sular altında kalacak. Evet çünkü bu proje bir tehdit aracı aynı zamanda.
 
Bu yüzden de siyasi bir proje.
İktidarlara bunları yaptıran bu tarihten bu kadar korkuyor olmaları ve kar hırsı ile yaşama düşmanlaşan aç gözlülükleri midir Ekonomik olarak bölge halkı üzerinde yaratacağı tahribat , önümüzdeki binlerce yılların kaybı ile olacaktır.Evet hem geçmişten korkuyorlar hemde açgözlüler.Tüm doğal ve kültürel varlıkları , ekosistemleri sermayenin çıkarlarına bağlamak amacıyla yok etmek için adeta savaşıyorlar.Ve gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar.
Dün Zeugma’yı fresklerini sökerek sözde kurtardıklarını iddia ettiler.Allianoi’in balçıkla sıvanarak korunabileceğini söylediler.Benzeri yalanları Hasankefy içinde söylüyorlar.Halbuki biz biliyoruz ki Hasankeyf bir bütündür; tarihten getirdikleriyle ve ,yaşayan canlılarıyla ve ekosistemleriyle.Öyle masadan bir şeyi alıp bir yere koyuyoruz gibi taşınamaz.
 ***
Hasankeyf birkaç on yıllık değil; binlerce yıllık tarihin , emeğin ürünüdür.Bir kaç on yıllık ömürlü bir baraj için kadim halkların yaşam alanları ve miras aldıkları her şeyin bir çırpıda ,geri dönüşü olmayan bir şekilde yok edilmesi kabul edilemez.
 
Su tutulduğunda tıpkı diğer barajlarda olduğu gibi artık her şey çok geç olacak.tarih yaşam alanları ,ekosistem bir çamur yığınının içinde boğulurken ; yani gelecek yok olurken birileri zengin olacak.Evet sermaye bu barajın yapımından , buralarda sözüm ona üretilecek yurtdışına pazarlanacak enerjiden para kazanacak; sonra halklara karşı silah olarak kullanacak.
 
Yağmacı iktidar şunu bilmelidir; Hasankeyf bizim umudumuzdur, umudumuzu dinamitleyemezsiniz. Dinamitleriniz kendi yalanlarınızı gün yüzüne çıkarmaktan başka bir şeye yaramaz.Her şeye mukdedir değilsiniz.Yaşamı yok etme pahasına Munzur’da Karadeniz’de burada kurduğunuz barajlar bir gün yıkılacak , oradaki ekosistem onarılmaya çalışılacak ve sular özgür akacak.Çocuklar yeniden nehir kenarında gülüp oynayacak.Balıklar özgürce nehirde dolaşacak.Topraklar yine suya kavuşacak , kuşlar ve binlerce canlı yine çevresine yuvasını yapacak , ağaçlar filizlenecek ve yaşam geri gelecek.Çünkü biz sizden daha güçlüyüz.
Ilısu baraj projesi durdurulsun, Hasankeyf yaşasın.
 

Ölüm saçan projelere hayır!
Hasankeyf gönüllüleri.

17 Ağustos 2017 tarihinde   kendisini kayalara zincirleyen Batman HDP milletvekili Mehmet Ali Aslanda kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında şunlara değindi.
“Bu gün buralar sular alında kalsa bile duyarlı insanlarve  meclisler günün birinde bu eserleri kurtaracak çalışmalar yapacaklardır. Şimdi bu kadar masraf yapmaya gerek yok.Bu hatadan vazgeçmek gerekiyor.Teknik olarak suyun debisini azaltabilirler.Batman’da ki dağlara güneş enerjisi panelleri ve rüzgar enerjisi üretimi için tesisler kurulabilir. Enerji ihtiyacını böyle karşılayabilirler.Bu bölge çok güneş alan bir bölgedir. Şu anki gerekçeler akla vicdana hukuka aykırıdır biz bunu kabul etmiyoruz.Bu bölgede Asuriler Bizanslılar Kürtler Türkler Suryaniler, Romalılar Araplar,Türkmenler Artuklular Kara Koyunlular, Akkoyunlular , Osmanlılar Eyübiler , Mervaniler’in tarihleri vardır  .
 
Şu anda Hasankeyf te yapılan bütün bu dillere kültürlere  dinlere  top yekun burada yaşayan bütün uygarlıklara hakarettir.Bir ihanettir bir düşmanlıktır.Biz bunu kabul etmiyoruz.Bir atasözü var olanla ölene çare bulunmaz .Hala Hasankeyf’te ne baraj yapılmıştır  nede bölge ölmüştür.Biz bütün sivil toplum örgütleri ve halkımız hep birlikte Hasankeyf’i kurtarabiliriz. Ezelden Ebediyete Hasankeyf diyoruz. Hasankeyf’e sadece Hasankeyf’lilerin sadece Batman’lıların Sadece Türkiye’lilerin Malı değildir bütün insanlığın bütün dünyanın bütün gezegenin ortak mirasıdır burası. Dolayısıyla bu ortak mirası koruma ve geleceğe taşıma sorumluluğumuz vardır insan olarak.Umarız nasıl ki Hasankeyf’i 12 bin yıldır atalarımız koruyup bize emanet ettiyse bizde ebediyete  kadar korur çocuklarımıza torunlarımıza bırakırız.Hasankeyf’i yıkmaya çalışmakla  anayasal bir suç işliyorlar .Bu hukuksuzluğun hesabını verecekler. Böyle oldu bittiye getirmelerine izin vermeyeceğiz.”
***
Hasankeyf’de konuştuğum Hasankeyfliler burada bir çok türbe olduğunu (örneğin Zeynel Abidin türbesi gibi.) ve buranın en eskibir  inanç merkezlerinden olduğunu söylediler.Yine Emin Bulut’tan aldığım bilgiye göre her yıl Haziran ayının 2. Haftasında Hasankeyf’te İmam Abdullah etkinlikleri oluyormuş. Bu etkinliklere her bölgeden çok kalabalık olarak katılım sağlanıyormuş.Hasankeyf’liler inanç merkezlerinin yok edilmesine çok tepkililer.
***
Doğu Anadolu’da yapılan barajlar köylülüğü bitirecek ve kapitalizme ve onun ulusal ve uluslararası şirketlerine hizmet edecektir. Örneğin Hasankeyf ‘e yapılacak Ilısu barajından 199 yerleşim yeri etkilenecekmiş. Burada yaşayan ve geçimlik tarım ve hayvancılık yapan küçük üreticiler artık hiçbir yiyecek üretemeyecekler. Tıpkı Afrika’da olduğu gibi onları şirketler besleyecek hegemonya kuracaklar bu toplumlar üzerine.
***
Kapitalizme hizmet etmek için tüm dünyada köylülük bitiriliyor .Fakat bizim ülkemizde hala buna dur diyecek imkanlarımız var. İşte Ilısu ve diğer bir çok baraj projesi  temelde bu amaç için planlanıyor. Bu bir ulusal meseledir. Çünkü Doğuda ve Batıda farklı yöntemlerle köylülük bitirilip yığınlar kentlere göç ettirilmekte ve büyük bir tüketici kitleleri oluşturulmaktadır. Beslenmek yaşamsal bir meselidir. Bu anlamda bir tek tohum ve bir karış toprak bir yudum su çok önemlidir.
 
Enerji kimin için ne için üretiliyor? Bu soru çok önemlidir.
Dünyanın betonunu demir çeliğini vb.biz üretmek zorunda değiliz. Üstelik bu üretimlerin ekonomiye katkısı da çok azmış. Ülkemizin toprağı havası suyu geri dönüşümsüz yok oluyor eko sitem geri dönüşümsüz bozuluyor. Yaşam tehlikeye giriyor. Örneğin gelecekte tohum ve su savaşları olacağı öngörüsü hayal değildir. Biraz düşünürsek bunun gerçekleşebileceğini anlarız. Bu güzel ülke bereketli topraklar kimi için yok oluyor ? Gelişmiş kapitalist ülkeler için.
Dolayısıyla başkaları için enerji üretmek için ülkemizi yok edecek projelere Doğu Batı Kuzey Güney  hep birlikte güç birliği yaparak dur diyebiliriz . Bu öncelikle bir ulusal meseledir. Sonra da uluslararası ve evrensel bir meseledir.Bu yaşamsal bir meseledir. Henüz Afrika gibi geç kalmadan buna dur diyebiliriz. Bunu başaracak kadar güçlüyüz. Yeter ki zincirlerimizin farkına varalım ve hakettiğimiz yaşamı görelim. Yani Afrika gibi olmayı hak ediyor muyuz hak etmiyor muyuz? Bütün mesele budur.
 
Kendimizden vaz geçsek bile çocuklarımıza ve torunlarımıza daha yaşanılır bir dünya bırakma sorumluluğumuz vardır.
Dünyadaki tüm canlıların mutlu ve hak ettikleri gibi yaşamaları düşüyle sevgiler…
 
Hasankeyf gönüllülerini şu örgütler oluşturuyor:
Adıyaman Dernekleri,Ağrı Dernekleri,Amasyayad okunma,Amed Dernekleri, Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, Artvin Çevre Platformu, Bakırtepe Çevre Platformu, Barış Bloku, Başka bir Atölye, Bartın Çevre  Kültür ve Doğal Varlılarını Koruma Derneği, Batman Dernekleri Federasyonu, Bingöl dernekleri, Bitlis Dernekleri Federasyonu, Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Dersim Dernekleri Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu, EGEÇEP (Ege Çevre Ve Kültür Platformu),
Eleştirel Okuma Ve Yazı Evi Topluluğu, Erzurum Dernekleri, Haliç Dayanışması, HDK İstanbul Ekoloji Meclisi, HDK Antalya Ekoloji Meclisi, Halkların Demokratik Kongresi, Mühendisler ve Mimarlar Şehir Planlamacıları Meclisi, Iğdır İstanbul , Hakkari Dernekleri, Kadın Yazarlar Derneği, Karadeniz İsyandadır Platformu, Karakoçan Dernekleri Federasyonu, Kars ve Mardin Dernekleri Federasyonları,  Munzur Çevre Kültür Derneği, Munzur Koruma Kurulu, Muş Dernekleri, Özgür Hukukçular Platformu, Peri Vadisi Koruma Platformu, Senöz Vadisi Koruma Platformu, Siirt Dernekleri, Sosyal Ekolojik Direniş, Şanlı Urfa Dernekleri, Şırnak Dernekleri, Tüm Tokatlılar Derneği, Van Dernekleri, Yaşam Ve Dayanışma Yolcuları, Yazı evi Topluluğu Derneği, Yeşil Direniş Ekoloji Ve Yaşam Gazetesi, Yeşil Öfke Ekoloji Kollektifi.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum