Körpe dalları koparılan zeytinler
Göknur Yumuşak

Göknur Yumuşak

goknur_yazici@hotmail.com

Körpe dalları koparılan zeytinler

18 Şubat 2020 - 22:43

Zeytinler her türlü eziyete kıyıma direnirler. Kabaklama budamayı başka hiçbir ağaç kaldıramaz. Bir tek zeytin ölüme direnir ölür ölür tekrar dirilir.

İnsanlar çeşitli nedenlerden dolayı insanlık var olduğundan beri hep savaşıyorlar. En yakıcısı da ekonomik ve politik nedenlerle yapılan savaşlar. Savaşlarda binlerce insan bir hiç uğruna ölüyor, şehirler yakılıp yıkılıyor doğa yok oluyor.

Savaşların çıkarılmasında ırkçılık ve inançlar hep çok etkili olmuş ve halende etkili oluyor.

Peki barış bu kadar zor mu? Savaşların acımasızlığı karşısında insanlar barış arayışlarına yöneliyorlar.

Küreselleşmenin etkisiyle dünyanın birçok yerinde aynı günde ortak savaş karşıtı eylemler yapılıyor. Bu halka daha da büyüyerek yayılıyor.

Irak savaşı karşıtı protestolardan biri olan Roma mitingine 3 milyon kişi katılmış.

Fransız akademisyen Dominigue Reynie 3 Ocak-21 Nisan 2003 tarihleri arasında düzenlenen 3 bin savaş karşıtı eyleme 36 milyon insanın katıldığını açıklıyor. Dünyadaki tüm savaş karşıtı barış haraketleri her şeye rağmen umut verici.

Zeytin ağaçları ölümsüzdür bin yıl yaşarlar. Asırlarca verirler hep verirler. Hiç bir şey istemezler bir ana misali. Yaraları iyileştirir çünkü yağları en iyi dermandır.

Gövdesinin tam ortasından kabaklama budansa bile tekrar filizlenir körpe dalları. Hiç küsmezler, hem de hiç bir şeye. Kadim dostudurlar tüm canlıların.

Yasını tüm doğa tutar

Boşuna değildir barışın simgesi olmaları. Fakat körpe dalları acıtılarak koparılırsa çok üzülürler canları yanar derin bir hüzün sarar bilge zeytinlerin yaşlı bedenlerini. Çaresiz usul usul ağlarlar .

Öyle büyük bir acıdır ki bu doğadaki tüm canlar yanar yas tutarlar günlerce.

Savaşın kadın yüzünde tecavüz mağduru kadınları görüyorum. Onların körpe dalları da acıtılarak kanatılarak koparılıyor tecavüzlerle. Bunun izlerini ömür boyu taşıyorlar ne yazık ki. Çünkü ruhları derinden örseleniyor.

Savaş hangi nedenle çıkarsa çıksın sonuç hep aynı olmuş. Yanan yıkılan şehirler ; yürümeyi bile öğrenemeden yok olan çiçekler; körpe dalları tecavüzlerle koparılan kadınlar.

Ölüm onlar için kurtuluş olmuş çoğu kez. Bedenlerinde düşmanlarının bebeği içinden çıkamadıkları bir girdapta boğulan kadınlar.

Babalarının annelerinin çocuklarının önünde tecavüz edilip öldürülen kadınlar. Askerlere helal olan görevli kadınlar. Elbette savaşlar tüm canları almış insanlığı yok etmiş. Kadın erkek çoluk çocuk milyonlarca insan etkilenmiş savaşlarda.

Ama en çokta kadınların körpe dalları koparılmış tecavüzlerle. Sonra da sonsuz yolculuğa gitmiş bir çoğu gözleri buz gibi donuk dünyanın yüküyle ezilmiş olarak.

Yakın tarihte Maraş katliamında da aynı şeyleri yaşadı kadınlar. Bu katliamda savaş koşullarında yaşandı. Şehirdeki zeytinler onları kurtarmak istediler kollarını uzattılar ulaşamadılar kadınlara ve çocuğa...

Günlerce yaslarını tuttular körpe dalları koparılan kadınların.

Daha binlerce yıl yas tutar zeytinler katledilen kadınlar için...

Zeytin ve direnişi

Bir kadın gördüm ekranda gencecik bir kız .Körpecik bedenin de koparılmayan hiçbir dalı kalmayan bir can. Canlı mı ölümü belli değil. Gözleri donuk sandalyede öylece oturuyor. Her gün yüzlerce askerin tecavüz ettiği esir bir kadın. İçimde her gün yüzlerce yılan dolanıyor diyor.

Ağlayamıyor anlatamıyor acısını sözcük bulamıyor çünkü. Öyle yakıcı öyle derin bir acı. Bütün dalları kanatılarak koparılmış oda yetmemiş kabaklama budanmış bir kadın gördüm o belgeselde.

Kıtalar ötesinde yaşamıştı o belgeseldeki kadın tüm bu acıları. Ama o kadın bendim sendin hepimizdik. Acıları hepimizi yaktı.

Bu acıları anlatamadık tarif edemedik hiçbir sözcükle, kimselere... Savaşların görünmeyen yüzü psikolojik etkileri oluyor. Öyle derinden yaralar ki bunlar hiçbir şey kolay kolay silemiyor izlerini.

Zeytinler her türlü eziyete kıyıma direnirler. Kabaklama budamayı başka hiçbir ağaç kaldıramaz. Bir tek zeytin ölüme direnir ölür ölür tekrar dirilir. Canları çok yansa da acılarını içlerine gömüp bir gün toparlanıp tekrar sürgün verirler. Bir kaç yıl içinde de yaşananlara inat meyveye dururlar.

İşte kadınlarda zeytin gibidir. Savaşın kadınları da inadına barış söylemleriyle yeniden hep yeniden doğarlar her yeni günde. Yaralarını hep birlikte iyileştirip meyveye dururlar ...

YORUMLAR

  • 0 Yorum