Çeşme festivaller şehri oldu
Göknur YUMUŞAK

Göknur YUMUŞAK

Çeşme festivaller şehri oldu

09 Ekim 2018 - 10:42

Türkiye’nin en güzel plajlarının olduğu ve en lezzetli  balıklarının yaşadığı özel deniziyle Çeşme doğanın insanlara en güzel armağanlarından. Yazları o mis gibi rüzgarıyla insanları kendine bağımlı yapıyor Çeşme. Çiftlik köyde  yazları 2 yıl yaşadım. Yaşamımda çok güzel bir anıdır o yıllar. Sevgili denizime doyasıya girmiş ve saatlerde yüzmüştüm çünkü.
 Son yıllarda festivallerle anılıyor Çeşme. Alaçatı ot festivalinde Antalya’dan 20 otobüs turlarla gelmiş ve şehirde yiyecek sıkıntısı yaşanmış. Tur şirketleri belediyeden bağımsız planlama yapmamalı. Çeşme’nin ve Alaçatı’nı bir kapasitesi vardır. Bunlar dikkate alınmalı. Turistler sıkışık trafikte aç kalarak nasıl mutlu olabilirler ki. Ayrıca şehrin  yerleşik yaşayan halkı  neden mağdur olsunlarki.

 Neyse biz Germiyan’da yaşadığımız harika güne dönelim.
Güzel bir sonbahar günü 7 ekim sabahı  Çeşmebelediyesini panelistlere tahsis ettiği bir arabayla eski yoldan Çeşmeye doğru yol alıyoruz.Arabada 1987-1992 yılları arasında Seferihisar İlçe Tarım Müdürlüğünde birlikte çalıştığım dostum ve İzmir Yerel Tohum Topluluğu kurucu üyesi dostum Ziraat Mühendisi Seyyah Erdem ve Seferihisar Belediyesi Can Yücel Tohum Merkesz sorumlusu Aylin Bostan var. İzmir Yerel Tohum Topluluğu  Eş sözcülüğünü birlikte yürüttüğümüz  Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim görevlisi  Yar.DoçDr.Engin Önen hocamın çok sevdiği köyü Germiyan’a gidiyoruz. 6-7 Ekim tarihlerinde yapılan 5. Germiyan festivalinde tarım konulu panelde konuşacağız.

Yol boyunca çok hüzünlendim. Urla’da çalışırken 2 yıl İstatistik Şubesi Sorumluluğu görevini yürüttüm. Her ay bu yollardan balık çiftliklerine gider ve bir ayda yetiştirdikleri balık miktarlarını yazardım. Köy İzmir’e 65 km. uzaklıkta. Nüfusu yazın kışın değiştiği için ortalama 2000 kişi civarında. Eskiden tütün ve buğday başta olmak üzere her türlü tarım yapılıyormuş. Yanlış tarım politikalarından burası da nasibini almış.Çok az miktarda hayvancılık bağcılık ve sebzecilik birde tüm yarımadada olduğu gibi zeytincilik yapılıyor.Çeşme’nin diğer bölgeleri gibi buraya da kentlerden göç çok olmuş.Onlar genelde bütün köylerde olduğu varlıklı entelektüel kesim. Birde gecekondu mahallesi var oralarda Doğu Anadolu’dan zorunlu göçlerle gelen yurttaşlarımız yaşıyor.Her türlü işlerde onlar çalışıyorlar.
Köy bu bölgeye ilk göç eden Türkmenlerden oluşuyor. Burada mübadele olmamış. Köyde tarihi bir un fabrikası ve orada birde çok eski tütün balyalama düzeneği var.  Eskiden buğday tarımı ve tütüncülük çok yapılırmış .Ben Urla’da 1999 yılında göreve başladığımda o yıl tütün miktarlarını kaydetmiş ve tütn dizenleri ilk kez Urla’da görmüştüm. Tütün nasıl bitirildiğinin canlı tanığıyım.
Köyün içinde eski evler var bunları başka kentlerden göç eden varlıklı kesim restore ederek kullanıyor. Köyün dışında roma dönemine ait eserler varmış.
Germiyan uzaktan göründü. Küçük bir alçak bir tepeye kurulmuş. Oldukça büyük  belde gibi.
Sokakları süslemişler davul çalmaya başlamış. Birazdan yürüyüş korteji başlayacak dediler. Bizi Engin hocam ve Çeşme belediyesi görevlileri karşıladı. Köyü biraz gezdirdi Engin hocam. Tarihi un fabrikasını gezdik. Engin hocam yıllardır  burada ekoloji mücadelesi veriyor.Köyün yantarafında bir taşocağı var.Onu görünce bütün neşemiz gitti. Karşı yamaçlarda plansız bir şekilde o bölgede mantar gibi yayılan ve ekolojik döngüye zarar veren ( kuşlar arılar vs.)  RES’ler vardı. Sonra kortej yürümeye başladı. En önde davulcu ve arkasından Çeşme belediye başkanı Muhittin Dalkılıç  ve eşi, zeytinden yaptıkları ve çiçeklerle süsledikleri  taçları takan  kadınlar vardı. Dans ederek ilerliyorlardı köyün sokaklarında. Çok güzel ve keyifli bir ortamdı. O an çok mutlu oldum. Küçüklüğümden beri davul sesini çok severim bana düğünleri çağrıştır. Biz bu arada köyü gezerek bilgi topladık.
Saat14:00 da kolaylaştırıcılığını Engin hocanın yaptığı panel başlayacak. Panelde ben “tarım zehirleri kalıntılarını” , Aylin Bostan “yerel tohumları” Seyyah Erdem’de krizin tarıma yansımalarını konuşacağı..
 
6 Ekim Cumartesi günü ilk atölye şekeriçi( damat kurabiyesi) yapımı varmış.
Eski fotoğraflar, eski araç ve gereçler, ve Suna Erdoğan resim sergilerinin açılışları olmuş.
Öğleden sonra Germiyan’ın sosyal ve kültürel tarihi belgeler anılar ve öykülerle konuşmuş Engin hocam.
Daha sonra Kapanisti peyniri yapım atölyesi varmış . Bu peynir çeşidi çok eski ve özel bir peynirmiş. Rumların ezerek ve döverek yaptığı ve isminin Yunanca  karşılığıkapanisti olan bu peynir yapımını Türkler Rum komşularından öğrenmişler. Yapımı oldukça uzun süren bir peynir. Peynir yapımından sonra kınagecesi sini  töreni yapılmış.
7 Ekim Pazar günü sabahtan köylülerin ürünlerini satacağı stantlarıaçılmış .Biz festival meydanına gittiğimizde kadınlar gülüşerek neşeyle stantların başında ürünlerini satıyorlardı. Germiyan yemekleri çok zengin ve oldukça lezzetli. Kışlık turşular çeşit çeşit reçeller vb. şahane görünüyordu. Bende  küçükbir çiftçiden  tarlanın sonunda kalan Ünlü Çeşme kavunlarından aldım.Parasızlıktan tarım zehri atamamış kapanisti ustası Ayşe teyze.Bu yüzden çok lezzetliydi o minik kavunlar.1 porsiyon büyüklüğündeydiler.
İzmir Yerel Tohum Topluluğu ve Seferihisar Can Yücel Tohum merkezi olarak bizde konuşma yapacağımız köy kahvesinde panel masasını aynı zamanda stant olarak kullandık. Çeşitli broşürler ve yerel tohumlar koyduk masamıza. Panelden sonra onları dağıttık
Köy sabunu yapım atölyesinden sonra Engin hocanın kolaylaştırıcılığını yaptığıtarım konusunda ki söyleşi başladı.
Engin Önen: “Ülkemizde uygulanan neolibarel politikalar en çok tarımı ve köylüleri etkiledi. Devletin tarımsal ürünleri destekleme alımlarına son vermesi çiftçileri serbest piyasaya mahkum etmekle kalmamış , aynı zamanda bu alanda faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin hakimiyetini artırmıştır. Bu köylülüğün ve küçük üreticinin tasviyesi anlamına gelmektedir.Bu süreç aynı zamanda yasal düzenlemelerle de desteklenmiş ve tekelci şirketlerin hakimiyet alanı artmıştır.Tarımsal alanda yaşanan bu gelişmeler sadece köylüleri ve küçük üreticileri tasfiye etmekle kalmıyor .Bunu yanısıra halk sağlığını ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor.Bu gün yasalarla desteklenen yerele tohum ticaretini yasağı ve üreticilerin şirketlerin tohumlarına mahkum edilmesi halk sağlığı için birinci önemli sonuçtur. Diğeri ise yine aynı şirketlerin denetimsiz bir şekilde kullandıkları tarım zehirleridir.Karlarını maksimize etmek için başvurulan bu yöntemler uzun süredir ülkemizi tehdit etmeyi sürdürmektedir.Bu gün ülkeyi savunmak ve yurtseverlik yerli tohumu savunmaktan ve tekelci şirketlere karşı mücadeleyi gerektiriyor” dedi.
Daha sonra ben   “tarım zehirleri kalıntıları” konusunda paylaşımda bulundum. Bu sorunun nedeninin tüm dünyada Çok uluslu şirketlerin politikaları olduğunu vurguladım. Her gün düzenli olarak tarım zehri kalıntılarını fark etmeden vücudumuza aldığımızı belirttim. Bununla ilgili bilimsel verilere örnekler verdim. Örneğin halk sağlığı bölümden hekimlerden aldığım bilgilere göre endokrin sistem bozucu pestisitler ( tarım zehirleri) : enerji metabolizmasında bozulmalara , mental bozukluklara, cinsiyet gelişimi bozukluklarına, cinsiyetsiz doğumlara, doğum anomalilerine , sperm sayılarında azalmalara neden oluyormuş. Yine mesleksel ve çevresel etkilenmeye bağlı olarak pestisitlerden etkilenenlerde; NonHodgkinlenfoma, Lösemi, MultipleMyeloma, Karaciğer kanseri, Testis kanseri, Beyin kanseri, Akciğer kanseri istatistiklerinde çok önemli artış görülmüş.
Tarımsal üretim sistemlerini anlattım.Vekonvansiyonal tarım sistemini bir üstü iyi tarım uygulamalarına geçilmesini önemini vurguladım. Genelde ihrcat amaçlı üretimlerin iyi tarım uygulamalarıyla üretildiğini belirttim.
Kalıntı analizlerini sadece ihracat amaçlı ürünlerde yapıldığını örneğin; bakanlık ANTALYA İl Müdürlüğü kayıtlarında ihracat amaçlı analiz sayısı 10-11 bin iken yüzde 95 ‘inin tüketildiği iç piyasa ürünlerinde 2002 den bu yana 200-1100 arasında analiz yapıldığı bilgisini paylaştım.
Bakanlığın kısa ve uzun vadede yapacağı çalışmaları konuştum. Kısa vadede yapılacak en önemli uygulamanın hemen çiftçiler desteklenerek tamamen iyi tarım uygulamalarına ( kontrollü ve dozunda zehir kullanımı) geçilmesi olduğunu ancak kontrollerin şirketlere değilde bakanlıkta görevlendirilen işsiz binlerce Ziraat mühendisi aracılıyla yapılması gerektiğini zira şirketlerin iyi çalışmadıklarını gözlemlediğimi duyumlar aldığımı belirttim. Tüketicilerin sağlıklı ürünlere ulaşabilmek için yapabilecekleri şeyleri paylaştım. Üretim ve tüketim kooperatifleri, toplum destekli tarım ve gıda toplulukları, yerel tohumlarla kimyasal kullanmadan üretim yapan çiftçiler için yerel yönetimlerin oluşturduğu üretici pazarlarının önemini vurguladım. İşleyişi anlatım. Sağlıklı ürünlere ulaşmanın en önemli insan hakkı olduğunu vurguladım. Bunun için üreticilerin ve tüketicilerin dayanışma içerisinde örgütlenerek güç birliği yapmalarını aksi halde gelecekte Afrika ülkelerinde olduğu gibi tarım alanında tamamen çok uluslu şirketlerin hegemonyasına gireceğimizi vurguladım.Bunun bu günkü gelişmeler ışığında kaçınılmaz olduğunu henüz azda olsa yerel tohumlarımızın olduğunu ve temiz topraklarımızın bulunduğunu belirttim.
Daha sonra Aylin Bostan konuştu.

Bostan :  İthal tohumların iyice yaygınlaşmasıyla birlikte yerel tohumların 2006 yılında 5553 sayılı tohum yasasıyla alınıp satılmasının yasaklandığını belirtti.Sadece takasın serbest olduğunu vurgulayan Bostan, Seferihisar’daki çalışmalarını anlattı.Seferihisar belediyesi olarak başka bir tarım mümkün mü diyerek yola çıktıklarını ve tarım alanında bir çok çalışmalar yaptıklarını vurguladı.İthal tohumların fiyatlarını son günlerde doların yükselişiyle iyice arttığını çiftçini alım gücünü kalmadığını belirten Bostan işte bu durumda yerel tohumların ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz dedi.Tohum konusunda bağımlı olmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu vurgulayan Bostan bize yaptırım uygulayarak tohum vermezler ise ne yapacağız aç kalmamak için çaresiz şartlarını kabul edeceğiz dedi.Can Yücel tohum merkezi olarak yılda 30 bin paket tohum ve 100 bin adet fide dağıttıklarını belirten Bostan 200 çeşit tohum ürettikleri açıkladı. Kaybolmakta olan Karakılçık buğdayını 5 yıl içerisinde çoğaltarak ekmek yapacak seviyeye getirdiklerini ve artık çiftçilerin üretim yapmaya başladığı ve bu undan Seferihisar’ın Ulamış köyünde ekmek yapılmaya başlandığını açıkladı. Bostan tohum üretim çalışmalarının artarak devam ettiğini belirtti.”
Son olarak Tarım Bakanlığından emekli Ziraat Mühendisi Seyyah Erdem söz aldı:
  Ekonomik krizin tarıma etkisini konuştu. Erdem: “ kriz varmı yokmu bazılarına göre var bazılarına göre yok; eğer yandaşsanız yok, ayağınız yere basıyorsa bu ülkede sorumluluğunuzu bilerek yaşıyorsanız kriz var. A habere göre yok B habere göre var. Bu var ve yoklar yandaşlık skalasını belirler.
Ülkemizde kriz elbette var. Sanayide var ticarette var eğitimde varsosyal hayatta var.Bu krizden her kesim farklı şekilde etkileniyor. Sanayici ve ticaret yapanlar etkilenmeyle refah payından bir parça kaybediyor ; ancak kriz tarım yapanları ölüm kalım derecesinde etkiliyor.
Girdi alamayan yada eksik alan üreticinin ürünü verimsiz ve kalitesiz oluyor.Buna bağlı olarak kazancı azalıyor.Borcunu ödeyemeyenler köylerden şehre göç ederek şansını şehirlerde arıyor.Bu da ayrı sosyal sorunlar yaratıyor “dedi.
 Panele ilgi çok yoğundu.
Soru cevap kısmını biraz uzun tuttuk .Gelen sorular doğrultusunda yine  paylaşımlarda bulunduk
Daha sonra ilk okulun bahçesinde ekmek yapım yarışması yapıldı. Kadınlar bir çok değişik mayayla örneğin( keçi boynuzu mayası gibi)yaptıkları ünlü Germiyan ekmeklerini çiçeklerle süsleyerek jüriye sundular. Çeşme belediyesi 1.ye büyük 2.ye yarım ve  3.ye çeyrek altın verdi.
En son Deniz Polat konseriyle festival sona erdi.
Şenliğe Germiyan’a gelen kentli kesim ve köylüler çok ilgi gösterdiler.
Çeşme belediyesi ve İzmir Yerel Tohum Topluluğunun katkılarıyla gerçekleşen bu festivalde Engin hoca ve köylüler çok emek harcadılar.Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.
Bu şirin köyü geride bırakarak ve istemeyerek İzmir’e döndük.Son günlerde Aliağa’dan gelen kimyasal artıklarla İzmir’in havası iyice bozuldu.Germiyan’da o temiz havayı derin derin içimize çekerek İzmir’e doğru yola çıktık.
6. Germiyan  festivalinde buluşmak üzere sevgiler….
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum