Bursa'dan İzmir'e "İplik Hayatlar"
Göknur YUMUŞAK

Göknur YUMUŞAK

Bursa'dan İzmir'e "İplik Hayatlar"

11 Mart 2018 - 15:49

Bir 8 Martı daha geride bıraktık. İstanbul İstiklal caddesinde de sel olduk aktık, İzmir Kıbrıs şehitleri caddesinde polis barikatına rağmen sesimizi haykırdık. Bu dünya da biz de varız var olacağız. Bu geceler bu sokaklar bizim sadece insanca hak ettiğimiz gibi yaşamak evet yaşamak istiyoruz dedik.

Bu 8 Mart bende umudu çağrıştırdı. Bunda Seferihisar belediye başkanın eşi Sevgili Neptün hanımın başkanlığını yaptığı ve 100 kadının ortak olduğu “Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin  başarısının etkisi çok büyük..

O kadınlarla tüketici pazarında sohbet ettim. O yüzlerindeki mutluluğu, sevinci ,işe yaramanın , para kazanmanın hazzını, gördüm. Gülüşerek şakalar yaparak ürünlerini satıyorlardı. Bende bir tezgah açıp aralarında kaybolayım istedim.

İşte bu yüzden bu yıl kadınlar ekonomik özgürlüklerini kooperatifler aracılığıyla nasıl kazanabilir bu konuda çalışmalar yapacak ve zaman zaman sizlerle bunları paylaşacağım

Her şeye rağmen hayat devam ediyor ve mücadelemiz biz özgürleşip hak ettiğimiz gibi yaşayınca ya kadar devam edecek. Biz kadınlar bunu için dayanışma içerisinde olacak ve güçlerimizi birleştireceğiz.

8 Mart dolayısıyla İzmir’de pek çok etkinlik yapıldı. Bunlardan biriside Buca belediyesinin belgesel film gösterimi ve arkasından gerçekleşen kısa bir paneldi.

Sevgili dostum güzel insan Kibar Dağlayan Yiğit İstanbul’dan gelerek o güzel filmlerinden birini bizimle paylaştı. ”İplik hayatlar”

“İplik hayatlar” Bursa’da bir tekstil fabrikasında yanan kadınları anlatıyor. Aralarında çocukların da olduğu 5 kadın işçi feci şekilde yanarak can vermişti; tamamen işletmenin kusuru yüzünden.

Makinalar sigortalıydı ama o yanan kadınlar sigortasızdı. İnsan hayatı sudan ucuz.

Pamuk ipliğine bağlı hayatlar…                                                              

Tüm dünya da olduğu gibi ülkemiz de de kadınlar ve çocuklar ucuz iş gücünde yarı zamanlı sigortasız hiçbir güvenlik önlemi alınmadan çalıştırılıyor. Vahşi kapitalizmin bütün etkilerini bizim ülkemiz de de yaşıyoruz.

İzmir 4 milyon 274 bin kişilik nüfusuyla büyük bir kent. Nüfusun büyük kısmı emekli olduğu .için  yoksul Ve açlık sınırında  yaşayan yüzbinlerce insan var.

Aynen Bursa’da yanan işçiler gibi sigortasız yarı zamanlı zor koşullarda güvencesiz üç kuruş için çalışan yüzbinlerce kadın var İzmir’de.

İşte  Kibar Dağlayan Yiğit çektiği belgesellerde bizim göremediğimiz yaşamları acı gerçekleri ustalıkla sergiliyor.

Camdan Köprüler, İplik hayatlar ve diğerleri çok özel filmler. Camdan köprüler mevsimlik  Kürt işçilerini konu alıyor. Türkiye de işçi olma gerçeği. Tarla yollarında trafik kazalarında ölen tarım işçileri. Çocuk işçiler. Bu gerçeklik onun objektifinden ustalıkla bize ulaşıyor. Yüreklerimizde hissediyoruz bu dramları.

Bu film gösterimini ve paneli Buca belediyesi kent konseyi “Eşitlik meclisi” organize etmiş. Başta Hatice Solak olmak üzere emeği geçen o güzel kadınlara  teşekkürler.

Kibar Dağlayan Yiğit 1968 Kığı (Bingöl) doğumlu. Uzun yıllar büro sekreterliği vb. işlerde çalışmış. Sonra öyküler yazmaya başlamış. Metin yazarlığı atölyesi için gittiği BEKSAV’da kamerayla tanışmış bu dönüm noktası olmuş ve bir daha kamerayı elinden bırakmamış sevgili Kibar. Belgeselleri birçok üniversite de ve festivallerde gösterilmiş.

Gösterimden sonra Kibar’la film üzerine söyleşi yapıldı.

İnsanları vicdanlı ve vicdansız diye ikiye ayırıyorum diyor usta yönetmen. Kısacası ideolojisi cinsiyeti ırkı dini kariyeri ve yeryüzünün hiçbir etiketi anlam bulmaz insanda eğer ki vicdan diye bir kimliği yoksa üzerinde diyor.

Bir öykü dünyanın neresinde yazılırsa yazılsın insana en tanıdık gelen o öyküdeki yara izleridir diyor usta yönetmen.

İnsan dünya halklarıyla arasına mesafe koymamalı. Her mesafemizde bir insan ölüyor diyor. Sonra samimiyeti seviyorum çünkü içinde yaşam var diyor.

Bana cinsiyetimi ırkımı dinimi hatırlatmayacak bir dünya istiyorum diyor.

En önemlisi de belgesel ne bir meslek ne de bir hobidir sadece ve sadece derdi olan birinin yaşam biçimidir diyor usta yönetmen.

Sonra diğer konuklar konuştular. Kadın Cinayetlerine dur platformundan Sanem Deniz Kural ve Siyah Pembe Üçgen İzmir derneğinden Erdem Gürsu birer konuşma yaptılar.

Sanem Deniz Kural konuşmasında 2017 yılında 409 kadın cinayeti yaşandığını , bu rakamın 2016 da 338 olduğunu söyledi. Artış çok fazla diyen Kural Şubat ayında sadece 28 günde 47 kadının öldürüldüğünü söyledi. Kadın cinayeti kadına yönelik şiddet çocuk istismarları artıyor. Bunun nedeni ise uygulanan politikalar ve içinden geçtiğimiz ölümlü süreçtir diyor Kural. Ceza indirimlerinin uygulanması kadınlarım mücadelesi sonucu yasalaşan 6284 sayılı kadınları şiddetten koruma kanununun aynen uygulanmamı çağdışı ceza önerilerinin yapılması müftülük yasası gibi kadın haklarına yönelik saldırılar şiddeti artırıyor. Bir yandan şiddet artarken bir yandan da tüm dünyada kadın hareketi güçleniyor. 2017 de feminist sözcüğü internette en çok aranan sözcük seçildi. Bu tesadüf değil. Türkiye’de geçen yaz kadınlar geniş çapta “Kıyafetime karışma” eylemleri yaptılar. Bunun ardından pek çok ilde, ilçede

,üniversite de kadın meclisleri kurmaya başladı her yaştan her siyasi görüşten kadının eşit söz hakkı ile bir araya gelerek sorunlarını ve çözüm yollarını konuşması ve Kadın meclislerinde birleşmesi çok önemlidir dedi Kural.

Yerel yönetimlerin toplumsal çalışmalar yapmaları çok önemlidir. Ama bizde yerel yönetimler deyince akla ilk gelen sürekli yenilenen kaldırımlar oluyor.

Kadınlar ekonomik özgürlüklerini kazanamadıkları sürece  özgürleşemezler. Her türlü insanlık dışı şeye katlanmak zorunda kalırlar. 2018 yılında kadınların ekonomik özgürlüklerini kazama çabaları vb. konuşacağımız bir yol olsun.

Her alanda olduğu gibi kadın hakları için mücadele ederken de sorunlar yaşanabilir. Önemli olan bütünü görmektir. Biz kadınlar örgütlenip gerektiğinde bu örgütlülüğü toplumsal hareketlere dönüştürebilirsek çok büyük kazanımlar elde edebiliriz. Çünkü bizle güçlüyüz. Gücümüzün farkına vararak kendi ideolojik düşüncelerimizi vb. bir tarafa bırakarak   ortaklaşarak dayanışma içerisinde güç birliği yapmalıyız. Zaten tüm dünya da kadınlara verilen haklar hep böyle uzun mücadelelerle kazanıldı.

Nice 8 Martlara sevgiler…

YORUMLAR

  • 0 Yorum