23 Nisan, korona günleri ve balkon bostanları
Göknur Yumuşak

Göknur Yumuşak

goknur_yazici@hotmail.com

23 Nisan, korona günleri ve balkon bostanları

23 Nisan 2020 - 00:10

Yerel Tohumları çocuklara teslim edin.Onlar  gelecekte aç kalmamak için tohumları  çoğaltarak gelecek kuşaklara aktarırlar….
 
Bir grup çocuğun  23 Nisan Çocuk bayramında büyüklere yazdığı mektup:

Tohumları büyüklerimize teslim etmeyin.
Onların bazıları Yerel Tohumları çok uluslu canavar şirketlere verdiler gizlice. O şirketlerde tohumları bozdular hastalanıp  tarım zehri atılsın diye. O şirketler dünyadaki herkese o tohumları ve tarım zehirlerini sattılar. Dünyalar  kadar para kazandılar. İnsanların bazıları da “Aman ne yapalım bize ne dediler.” Anne babalarımızda bizim tohumsuz kalacağımızı her gün vücudumuza tarım zehri kalıntısı aldığımızı bilemediler“

 

Bize ne mi oldu? Her gün sebze meyvelerle tarım zehri kalıntılarını vücudumuza aldık. Bağışıklık sistemimiz bozuldu bazılarımızı kanser olması kolaylaştı. Kanser olduk o tohum ve zehir satan şirketler bu kez de insan ilacı sattılar biz iyileşelim diye. Biz hiç bilmiyorduk gelecekte tohumlarımız kaybolacak. Bunları nereden mi öğrendik? Göknur teyze okulumuza geldi arkadaşlarıyla. Bir dersimize konuk oldular. Yerel tohumların yaşam olduğunu söylediler. Biz de düşündük dedik ki gelecekte yaşamak istiyoruz bu bizim hakkımız. Bu yüzden tohumlarımıza sahip çıkmak için o gün hepimiz bardaklara tohum ekerek evlerimize götürdük.Çıkan yeşillikleri afiyetle yedik. Çok güzeldi tatlarıŞimdi “balkon bostanı” yaparak yetiştirdiğimiz bitkileri yiyoruz. Örnek vereyim ben haşlanmış yumurtamı artık yeşil soğan yaprağıyla yiyorum.Böyle çok seviyorum  sizde deneyin.

 

Yerel Tohumları bu 23 Nisanda biz çocuklara teslim edeceğinize söz verin. Ama tüm çocuklara teslim edin. Kağıt toplayan, çöpleri karıştıran sokakta yaşayan , tarlada ve fabrikalarda çalışan, tamirhanede çalışan ( korona günlerinde bile hala sokakta kağıt topluyorlar) savaşlar yüzünden ağlayan arkadaşlarımızla birlikte hepimize teslim edin. Sizler tohumlarımızın büyük bir kısmını kaybettiniz. Kalan bir avuç tohumu  biz çoğaltıp gelecek kuşaklara aktarırız. Biz onları saklarız. Canlı tohum bankası oluruz.( canlı tohum bankası bin yıllardır olduğu gibi yerel tohumları insanların saklayarak sürekliğini sağlamalarıdır) Bir sonraki yıl yinetohumları  saksılarımıza dikeriz. Çıkan tohumları arkadaşlarımızla paylaşarak yaygınlaşmalarını sağlarız. Biz ülkemizi dünyamızı ve  dünyadaki bütün canlıları ve denizleri, nehirleri pınarları gözeleri en çok ta gökyüzünü ve kedileri, kuşları kelebekleri uğurböceğini seviyoruz. En çokta  gelecekte kıtlık olursa aç kalmayalım diye bize yağ ve ekmeğimize katık veren zeytinleri seviyoruz. Tabii ki ekmek yapmak için yerel buğday çeşitlerini de unutmadık. Onlar çok besleyici lezzetli ve dayanıklıymış. Annelerimiz Pagos üretici pazarından Karakılçık buğdayının ekmeğini alıyorlar. Tadı çok güzel. Haa unutuyordum Göknur teyze dedi ki uğur böceği doğa için çok faydalıymış. Zararlı bitlerle besleniyormuş o zaman bitler için tarım zehri atmaya gerek kalmıyormuş. Bizde hastalanmıyormuşuz. Ne güzel yaa. Teşekkürler  uğur böceğine.
Biz ilkokul 3.sınıfa gidiyoruz. Sınıfımızın hepsi gelecekte aç kalamayalım diye balkon bostanlarımızla yerel tohumlarla yiyebileceğimiz bitkiler üretmeye devam edeceğiz.  Okulumuzdaki herkese tohum dağıtacağız. Daha sonra da mahallemizdeki diğer okular da ki arkadaşlarımızla paylaşacağız. Az kalsın unutuyordum bazı amcalar ve teyzeler ev yapmak için hiç acımadan 2000 yaşındaki bilge zeytinleri bile kesiyorlarmış. Buna çok üzülüyoruz ama biz bir şey yapamayız ki. Göknur teyze ve arkadaşları bize çok küçük zeytin fidanları verecekler. Biz onları 1-2 yıl balkon bostanımızda büyütüp sonra o zeytinleri kesenlerin bulamayacağı yerlerde toprakla buluşturacağız.

 

Bu dünya hepimizin. Çocukların, zeytinlerin, tüm böceklerin bütün canlı varlıkların yaşama  hakkı var. Yeter artık topraklarımızı sularımız zehirlerle kirletmeyin.Para kazanmak için gökyüzünü siyaha boyamayın. Bırakın mavi kalsın. Uçurtmalarımızı uçuralım kahkahalarla. Küçük yaşlarda işçilik yapan sokaklarda yaşayan küçük gelin olan arkadaşlarımızın peşini de bırakın artık. Biz her gün onlar için üzülüyoruz ama elimizden hiçbir şey gelmiyor. Kararları hep büyükler veriyor. Dünyadaki bütün canlıları, nehirleri, denileri, gökyüzünü  sevgiyle kucaklıyoruz. Ama ekolojik döngüyü bozdukları için  iklimkrizine sebep olan parayı çok seven amcaları ve bu duruma sesiz kalan  büyüklerimizi kucaklamıyoruz. Çünkü siz bizi çok üzüyorsunuz .Geleceğimizi hiç düşünmüyorsunuz.. Hoşça kal zeytin dede. Hoşça kal uğurböceği. Hoşça kalın doğadaki bütün güzel dostlarımız arkadaşlarımız…
Mektubumuz bu kadar.
 
Korona günlerinde ev hapsinde olan çocukların ve yaşlıların mutlu olması için  Yerel Tohum Ve Güvenilir Gıda Grubu  bir proje hazırladık. Projenin adı” balkon bostanları”.Bu konudaki bilgileri  grubun eş dönem sözcüsü olarak ben (Tarım Teknikeri  Sosyolog) vereceğim.

 

Projenin amacı:
 
1-Yaşıların ve çocukların bağışıklık sistemlerini psikolojik açıdan güçlendirmek. Bu konuda Psikolog Pınar Akdemir bilgi verecek.
 
2) Yerel Tohumların korunarak yaygınlaşmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak.
Bu ilk baharda yaşlılar ve çocuklar ev hapsindeler. Doğayla buluşamadılar .Psikolojileri bozuldu mutsuzlar. O halde biz “Balkon Bostanları “ yapalım böylece doğayı evlerine götürelim dedik. Proje tüm Türkiye’yi kapsıyor. Tüm bölgelerde herkes elindeki tohumları komşularının çocukları ve yaşlılarıyla korona tedbirlerini uygulayarak paylaşacaklar. Evlerinde “balkon bostanları” kuracaklar. Onlara teknik desteği  Facebook sayfamızdan teknik bilgiler sorumluları verecek. Tarım bakanlığında birlikte çalıştığım arkadaşlarım Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Yetiştiriciliği  bölümü mezunu emekli ziraat mühendisi Seyyah Erdem veEge Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma bölümü mezunu emekli Sevinç CangızBalkaya teknik hizmetleri sunacaklar. Projenin süresi yok. Çünkü ülkemizde çok az yerel tohum kaldı. Onları gelecek kuşaklar aç kalmasın diye çoğaltıp koruyarak aktarmak zorundayız. Yerel tohum yaşamdır. Yerel tohum Stratejik öneme sahip bir maddedir. Gelecekte tohum savaşları olabilir. Dolayısıyla ülkemizin her bölgesinde o bölge insanın yaşamını sürdürmesini sağlayacak yerel tohumları canlı tohum bankalarıyla korunarak sürekliliği sağlanmalıdır. Yerel Tohumların alınıp satılması  8 Kasım 2006 ‘da 5553 sayılı tohumculuk kanunu ile yasaklandı. Sadece tohum takası-değişim serbest. Bizde Yerel Tohum Takas Şenlikleri düzenleyerek tohumların paylaşılmasını sağlıyoruz. Bu konuda  okullarda çalışmalar yapıyoruz.

 

Türkiye’de sadece İzmir Seferihisar’da tohum bankası var. Can Yücel Tohum bakası adı. Ülkemizde tarım ve köylülük çiftçilik konularına devrim niteliğinde çalışmalar yapan Tunç Soyer yerel tohum konusunda 8 yıldır çok önemli çalışmalar yapıyor. Türkiye’nin her bölgesine binlerce tohum yolluyor ve tohum takas şenliklerini organize ediyor. Doğu Anadolu bölgesinde ilk tohum takas şenliğini bizim grup organize etti. Seferihisar ve Tunceli-Dersim Ovacık belediyeleri ortak yaptılar. O bölgede yerel tohum çalışmaları artarak devam ediyor. Ülkemizin her bölgesinin tohumları çok önemlidir. Ve yaşamsaldır .Bu yüzden her bölgenin tohumu korunup çoğaltılarak gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Her bölge kendi tohumuyla yaşamını sürdürmelidir. Ovacık yerel tohum takas şenliğiyle ilgili haber ve köşe yazılarına yeşil gazeteden adımı yazarak ulaşabilirsiniz.
 
 Uzman Psikolog Pınar Akdemir (Çocuk-Ergen Çift-Aile Psikoterapisi ve danışmanlığı) çocuklar ve yaşlılar için “balkon bostanları”nınönemi konusunda şunları söyledi:

“Yeşil alanların azalmasıyla birlikte şehirlerde yaşam giderek zorlaşmışken Covit-19 salgınıyla birlikte evde kalma imkanı olabilenler için yeşille, bitkiyle, doğayla temasımız da balkon sınırlarım kadar  kaldı.
 
Yapılan bir çok bilimsel çalışma bize açık alanda ve doğada geçirilen zamanın ve yapılan aktivitelerin ruh sağlığımızı olumlu yönde ne kadar etkilediğinden bahsediyor.
Bu salgın sürecinde ise hem çocuklar hem de yaşı ilerlemiş yetişkinler bundan mahrum kalıyorlar.Oysa hem yetişkin hemde çocuk her yaştan insanın kendini tamamen ait hissedebileceği yerdir doğa…
 
Bitkilerle ilgilenmek, ve ev koşullarında dahi olsa üretimyapmak insanı doğaya daha çok yakınlaştırıyor, duyu organlarımıza (görme-işitme-tat-koku dokunma) daha çok uyarı ulaşıyor. Şehir yaşamıyla kendi özünden uzaklaşıp, yapay uyaran ve eğlencelere maruz kalan bizler için kendi özümüzü hissetmeye ve dengemizi bulmamıza en büyük yardımcılardan biri ,toprakla uğraşmak, bir bitki yetiştirmek..
 
Şu anda evde kalmak durumunda olan ve ileri yaşlardaki yetişkinler içinde öyle.
Bir ilgi ile odaklanma ve dikkati sürdürme becerisi gelişmiş oluyor, fiziksel aktivasyon artıyor, yaratıcılık gelişiyor, öfke-üzüntü-stres engellenmiş hisleriyle başetmemize yardımcı oluyor" dedi.

Tüm Türkiye’de elinde Yerel Tohumu  olan herkesin bu projeye katkı koyarak tohumlarını çocuklarla paylaşmasını bekliyoruz.
 
Yaşlılarımızı  daha nice sağlıklı yıllar diliyorum.. Çocuklarımızın hak ettikleri gibi bir dünyada yaşamalarını, bostanlarının verimli olmasını diliyor sevgiyle kucaklıyorum.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum