Vicdanları biz öldürmedik mi?
Doğan Beyazgül

Doğan Beyazgül

Vicdanları biz öldürmedik mi?

07 Ocak 2019 - 11:15

Ne zaman kalabalık bir  caddede yürüsem çocukluğumu hatırlarım...Annem beni kaybetmekten korkar gibi sımsıkı elimi kavramış,sanki biraz canım acıyor. Annem şimdi elimi bırakmış;hala canım yanıyor…
  Sanki bu kalabalıkların yüreği sakin ve tenha bir Anadolu kasabasındaki  imece yüreklerin ,temiz vicdanların yansımaları gibi yüreğime sığmamış da taşıyor.
***
  Hepimiz bir karmaşanın içerisinde, aslında dümdüz insanlarız.Herkesin günü kovalar gibi koşuşturmacası var.Aynı muhabbetlerin içinde benzer ve tek arzumuz insanca yaşamak.Anne ,baba,yar ,çocuk…Birinin elinden tutmazsak,ya bizim de elimizden tutmazlarsa ya da yaşayamadığımız bu kentlerde birdenbire çocukluğumuzu kaybetsek,o zaman hepimiz  bize ait olmayan birer kafa kağıdı taşımış oluruz cebimizde.Bu kafa kağıdı çocuğun , demişti memur.Annem ,memura inandı ve bir gün bir kalabalıkta elimi bıraktı.Elim herkesin eline, herkesin eli de benim ellerime değsin istemiştim halbuki;şimdi cebimde bir hüviyet. Ellerim hürriyeti ararken ;çocukluğumun en temiz duyguları takılmalı kör karanlığın ayaklarına.Çocukluğumuzu kaybettirmek isteyenlere  inat zamansız ve mekansız gülen çocuklar gibi onların saflığını ,hürriyetini içimizde yaşatmak benim tek arzum.Bizimle başlar vicdan temizliği ve hürriyet.Varsın kalabalıklar içinde kafa kağıdı olmayanlar da olsun…Benim kızım gibi sizin kızınız için de ilk aşksanız ve kızınız babam gibi eşim olsun dediğin de siz iyi bir babasınız ya da oğlunuzun kafasındaki sınırları kaldırıp adalete ve kadın eşitliğine inandırdınız mı siz harika bir babasınız.Çocuklarımıza iyi birer insan olmayı öğretebildiğimiz zaman aslında vicdan olarak o kafa kağıtlarının da pek hükmü kalmıyor.
Önce iyi vicdanlı insan yetiştirmeli değil miyiz hepimiz? Ben ve çocuklarımın kalabalıklar içinde,elleri,yürekleri değsin birilerinin ellerine ve yüreklerine.Biz insanca yaşamak ve tertemiz vicdanlı insanları görmek istiyoruz çevremizde.Bunları neden yazma ihtiyacı duydum ,şimdi sorgulamak istiyorum.Cebimdeki kafa kağıdının  bana diz çöktürmemesi için her şeyi sorgulamalıyım;hepimiz kalabalıklar içinde yok olmak istemiyorsak her şeyi sorgulamalıyız.16 yıldır ,biz sorgulama yeteneğimizi kaybettik.Durmadan sorgulamalıyız.Biz niye böyle olduk? Bizi kalabalıklar arasında bu kadar yalnızlaştıran ,kimilerini bu kadar vicdansızlaştıran ne oldu? Ben durmadan yazacağım,sorgulayacağım.Bu büyük  kalabalıkta,kurak tarlasına su bulan çiftçinin yüzündeki mutluluk gibi bunu çevremde oğlum,kızım,komşum… birçok kişide görene kadar sorgulayacağım.
***
Ceren’i  de öldüren aslında bu kalabalıklar.Vicdanlı olmayı öğrenememiş  biri çıkıyor ve gencecik ,tek suçu dürüstlük ve adalet isteği olan Ceren’i işte bu kalabalıklardan biri çıkıp hunharca katlediyor.Neden? Katil çocuk adamlar yetiştirdik biz,kadınlarımıza ikinci sınıf etiketini yapıştırdık,hayallerini öldürdük çocuklarımızın…Böylesi işimize geldi.Bize göre basit ve rahatımızı bozmayacak her şey kolay geldi.
Okuma seviyesi yüksek toplumu,ahlaklı sandık.Çocuklarımıza oku oku derken vicdanlı olmayı öğretemedik.Onların hayal kurmalarına bile izin vermeden, oku …dedik…bir dakikada yüz kelime okuyana akıllı dedik,hikaye okurken hayal kurup duraksayan çocuğa  aptal dedik…Onlar ıssız ovaları hayal etmeden mavi gökyüzünü boyayıp durdular.Ağaçlar çizdiler ,boyadılar...Bir yaprak bile düşmüş olmadı resimlerinde,ağaçlarda hep elmalar vardı.Susuz kalınca bir ağacın kuruyabileceğinin resmini kaç çocuk çizdi? Kedileri ,köpekleri çizdirdik, hayvanlara tekme attığında umursamadık.Hangi çocuk resminde üşüyen bir köpeğin üstünü örttü battaniyeyle? Bağıra bağıra şarkı söyleyen çocukları susturduk. Ayıpla boğduk sessiz sessiz şarkılar söyleyen çocukları .Erkek olmak duygusuzluktu,vicdansızlıktı.Vicdanlı çocuklar aptaldı.Şimdi o kurumuş ağaçları,üşüyen hayvanları çizebilen,her şeye rağmen sessiz sessiz şarkılar söyleyebilen o çocuklar ,umarım şimdi çokça aramızdalar.Konuştuklarında dinlemedik, oyun oynarken gürültü yapıyorlar diye bağırdık.Sayfalar dolusu ödev yaptıklarında alkışladık,ezberlediklerinde alkışladık,sustuklarında azarladık;oraya ,buraya çekiştirdik ,hayallerini susturduk…Bizlerin ellerinde böylece büyüdüler.Umarım ,ezberlemeden hayallerini anlatan o çocuklar da çokça aramızdalar.
***
Çocuğunuza iyi bir üniversite önerisinde bulunun ama dayatmayın. Üniversite diplomasının değil, o diploma ile kaç insanı yaşatabileceğini,kaç insanın hayatına dokunabileceğini öğretin.Hayallerin sınırsızlığını ve her şeyin insan için olması gerektiğini öğretin.Belki o zaman kalabalıklarda yalnızlığı yaşamayacağız,hem de hiçbirimiz.İşte o zaman kadınlar öldürülmeyecek  bedeninden dolayı.Belki  hayallerin sınırsızlığında ve güzelliğinde savaşlar ve sınırlar da kalktığında her kötülük sona erecek;insanlığı yeniden öğreneceğiz.Belki de dünyayı bir çocuğun hayalleriyle yeniden keşfedeceğiz.Kızınızın ilk aşkı, oğlunuzun insanlığı için.
İşte o zaman komşunuzun gururu, hayatın anlamı olursunuz herkes için.Yoksulluğa takılmayın;en iyi üniversite mezunu ve her işi yaparım diyen diplomalı işsizlerle doldu ülke ve her geçen gün de çoğalıyor.
  Katil çocuk adamlar,ikinci sınıf kadınlar yetiştirdik.Aslında hiçbir şeyi sorgulamadığımızdan hayalleri,vicdanları biz öldürmedik mi?
  Hadi geç kalmış sayılmayız.Birlikte insanlığımızı arayalım mı? Evet,birlikte…Mesela kızınızın ilk aşkı,oğlunuzun kahramanı olup sınırları olamayan beyinleri hayal edebilir miyiz onlarla? Haydi geç kalmayalım ,aynı gemiye yerleşebiliriz.İnanmadınız değil mi? O gemiye sığmayız ,diyenler var aramızda.Peki o gemiye sığmayışımız,gemiye sığarız,hayalini kurmadığımızdan olabilir mi? Siz hayal kurmaya korkarsanız insanlığı bir süre daha bekleriz.Haydi vakit azalıyor.Ya aynı gemi ya da yalnızlaştırılmış kalabalıklar…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum