Maraş Katliamı , 12 Eylül Darbesi ve sözde sosyalistler


Dün binlerce insanın işkence gördüğü ve zindanlarda yattığı , onlarca insanın idam edildiği , ve daha bir çok insanın çeşitli sebeplerle  etkilendiği 12 Eylül darbesinin yıldönümüydü. Bu darbe  insanların üstünden bir silindir gibi geçti.

Peki darbeyi meşrullaştıran ona zemin hazırlayan en önemli şey neydi?

Maraş Katliamı’ydı.“ Babam iyi ki  darbe oldu yoksa hepimizi öldüreceklerdi kurtulduk ”  demişti.   Yüzlerce insan çol çocuk vahşice katledildi, darbe yapılsın diye. Yani 12 Eylül darbesiyle doğrudan ilişkilidir Maraş Katliamı. Peki neden hiç kimse bunu dillendirmiyor. Diğer çevrelerin bunu konuşmamasını anlıyorum da kendisini sosyalist diye ifade edenleri hiç anlayamıyorum.Bence olsa olsa onlar sosyalizm ideolojisini içselleştirip yaşamına geçirememiş sözde sosyalistlerdir. Öyle olmasaydı Maraş Katliamı’nın Alevilerin sorunu olduğunu düşünmez 12 Eylül darbesiyle  ilişkisini yok saymaz ve Maraş Katliamı anmalarında Alevileri yalnız bırakmazlardı. 

 Olaylara geniş pencereden bakmalıyız. Dünyadaki bütün savaşlar, katliamlar, kıyımlar din ve mezhepler öne sürülerek çıkartılmış yüzyıllardır. Bu yüzden Maraş Katliamı Alevilerin sorunu değildir. Özde insanların sorunudur. Özellikle halktan adaletten haklardan yana olan özde sosyalistlerin sorunudur. Bu durumda demek ki Türkiye’de özde sosyalist yok denecek kadar az. Zaten her sosyalistim diyen bu ideolojiyi içselleştirip yaşamına geçirseydi Türkiye’de çoktan devrim olurdu bence. 

2015 yılında Karaburun bilim kongresinde “savaşlar, soykırım ve katliamlar “konuşuldu. Kongrede Maraş Katliamı’yla ilgili hiç bir bildiri sunulmadı. Acaba illaki Maraşlı birisinin mi bu bildiriyi sunması gerekiyordu. Yoksa katliamlar soykırımlarda mı  ötekileştiriliyor.Bu çok tehlikelidir.Tamda sitemin istediği bir şeydir bu. 
     
 Kongrede salondaki gençlere 12 Eylül darbesini ve ona zemin hazırlayıp meşrulaştıran Maraş Katliamı’nı sordum salondan ses çıkmadı. 2019 İzmir kısa film festivalinde genç bir yönetmen katliamlarla ilgili bir belgesel çekmiş  ama yüzlerce insanın katledildiği Maraş Katliamı yok. Neden yer vermediğini sorduğumda bilmiyordum dedi. 
         
 Peki gençlerin katliamlar tarihini bilmemelerinin 12 Eylül darbesini bilmemelerinin apolitik ve duyarsız olmalarının sorumlusu kimlerdir?
     
    Başka kesimler beni çok ilgilendirmiyor. Onlardan bir beklentim yok çünkü. Beni 12 Eylül cehenneminde insanlık dışı işkenceler gören, zindanlarda yatan,  işlerinden ve okullarından olan sosyalist kesim ilgilendiriyor. İşte özellikle Maraş Katliamı olmak üzere katliamlar tarihini bilmeyen 12 Eylül darbesini bilmeyen gençlerin  bir kısmı  bunların çocukları. Ben bunu yakın çevremden de gözlemliyorum.  Şimdi bu çocukları yetiştirenler  sizce sosyalizm ideolojisini yaşamına geçiren özde sosyalistler mi? Yoksa  sosyalizm ideolojisini pratik hayatta yaşamına geçiremeyen  yani sadece bu ideolojiden payelenen sözde sosyalistler mi? 

Özde sosyalistler Küba örneğinde olduğu gibi düşüncelerini içselleştirip pratik hayatta yaşamına geçirip devrim yapanlardır. Devrimden sonra Kübalı kadınları anlatan bir belgesel izledim. Bir kadın hekim ben önce köylere sevgi götürüyorum sonra da sağlık diyor. Bizim sosyalistler köylere ne götürüyor? Hani kim kırsal kesime dokunuyor. Ama onların işi çok,  büyük kentlerde özellikle içki masalarında memleketi kurtarıyorlar.Çocuklarını da insanlardan kopuk sadece çok başarılı olmaya odaklıyorlar.
 
  Diğer bir konuda sürekli bölünerek küçülen ve fikirlerinden dolayı adeta bir birbirlerine düşman gibi davranan sosyalist partiler. Sosyalizm ideolojisinde bunlar yoktur. Kolektif bilinç vardır. Her şey toplumsal fayda için yani insanların hak ettikleri gibi yaşamaları içindir. Hastalık derecesindeki ego savaşlarının yeri yoktur. Yine dönüp dolaşıp özde insan olma ve özde sosyalist olma meselesine geliyoruz.
   
  Unutmayalım ki pratik hayatta yaşama geçirilemeyen hiçbir düşüncenin ve bilginin önemi yoktur.

  Günümüzde yaşamımızla ilgili her alanda bizi kapitalizmin şirketlerinin politikaları yönetiyor. Ama bu demek olmuyor ki elimiz kolumuz bağlı öylece oturacağız. Dayanışma içerisinde güç birliği yaparsak bir şeyleri değiştirebiliriz. Çünkü insan gücü en büyük güçtür. En azından bunu denemeliyiz. Çünkü başka çaremiz yok.