Karşıyaka’da ‘kentsel dönüşüm’ zirvesi

Karşıyaka Belediyesi tarafından Karabağlar Belediyesi ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “Deprem ve Kentsel Dönüşüm Çalıştayı” Karşıyaka Zübeyde Hanım Nikahevi’nde gerçekleştiriliyor.

Karşıyaka’da ‘kentsel dönüşüm’ zirvesi

Karşıyaka Belediyesi tarafından Karabağlar Belediyesi ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “Deprem ve Kentsel Dönüşüm Çalıştayı” Karşıyaka Zübeyde Hanım Nikahevi’nde gerçekleştiriliyor.

Karşıyaka’da ‘kentsel dönüşüm’ zirvesi
19 Ocak 2021 - 16:45

İzmir’i vuran 30 Ekim depreminin sonuçları, yapılması gerekenler ve kentsel dönüşüm  yenileme konusunun tüm yönleriyle ele alındığı çalıştaya; Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, alanında uzman akademisyenler, meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Belediye Meclisi üyeleri ve bürokratlar katıldı.
Başkan Tugay ve Başkan Selvitopu’nun açılış konuşmalarını yaptığı çalıştayın ilk oturumu, İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar’ın başkanlığında gerçekleştirildi. ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Canbay, Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu
Başkanı Dr. İlker Kahraman ile İnşaat Mühendisi ve Jeoloji Mühendisi Dr. Mustafa Koç, uzman oldukları alanlarda sunumlar yaptı. Ardından hem salondaki katılımcıların, hem de çalıştayı internet üzerinden üzerinden takip eden vatandaşların ilettiği sorular yanıtlandı. Ortak çalışma masalarındaki görüşmeler ile
devam eden çalıştay, gün sonunda açıklanacak sonuç raporu ile sona erecek.

“YOL GÖSTERİCİ OLACAK”
Çalıştayda elde edilecek sonuçların kentsel dönüşüm çalışmalarında yol gösterici olacağını söyleyen Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Herkes artık sağlam bir zeminde olmadığımız, sağlam
binalarda oturmadığımız ile ilgili çok daha endişeli hale geldi. Bu son yaşadığımız depremin hepimizde
yarattığı tedirginlik daha öncekilerle karşılaştırılamayacak düzeyde gerçekleşti. Karşıyaka zemini ve binalarının eskiliği nedeniyle ciddi bir depremde büyük sorun yaşayabilecek, risk altındaki bir bölge. Bu
nedenle İzmir’de kentsel dönüşüm çalışmalarının en öncelikli şekilde yapılması gereken bir ilçe. Son depremde yıkılan bina olmaması yanlış bir kanaat uyandırmamalı. Büyük bir depremde en büyük hasarı
alacak ilçelerden biriyiz. Bu anlamda biz de daha fazla gecikmeden, acilen harekete geçebilmek için
Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü kurduk. Önümüzdeki süreçte kentsel dönüşümü gerçek anlamıyla
Karşıyaka’da uygulama konusunda bir irademiz var bunu kararlılıkla gerçekleştirmek istiyoruz. Hocaların,
meslek uzmanlarının değerlendirmeleri de bizim için çok önemli. Hepsi yol gösterici olacak. Bu süreci
özellikle İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte götürmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. Tunç Başkanımız da
kentsel dönüşümü gerçekten çok ciddiye alıyor ve ivedi çözüm için kendi ekibini çalışmaya başlatmış
durumda. Bu süreci birlikte götürmeye devam edeceğiz. Sayın Muhittin Selvitopu da hem Büyükşehir
Belediyemizde bürokrat olduğu dönemden hem de Karabağlar Belediye Başkanı olarak bu konuda en fazla
birikime sahip isimlerden biri. Kendisine, TMMOB üyesi destekçilerimize, akademisyenlerimize ve tüm
katılımcılarımıza çalıştayımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi.


“İKİ YASA BİRLEŞMELİ”
Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu da konuşmasında şunları kaydetti: “Depremle birlikte
kentsel dönüşüm konusunun önemi bir kez daha ortaya çıktı, daha fazla konuşulmaya başlandı. Kentsel
yenileme, kentsel dönüşümün gerekli olduğunu bütün kamuoyu paylaşmış durumda. Bugün Türkiye’de
kentsel dönüşüm çalışmaları iki ayrı yasa çerçevesinde sürdürülüyor. Biri 5393 sayılı yasanın 73. maddesi
doğrultusundaki uygulamalar, diğeri de 6306 sayılı yasadır. 73. madde, uzlaşmayı öngören bir yasa
maddesidir. Belediye alan sınırlarını tespit eder, çalışmasını Bakanlık onayı sonrasında uygulamaya geçirir.
6306 sayılı yasada ise yükümlülük doğrudan Bakanlığa aittir. Bu yönüyle eksiktir. Yerel yönetimler kentin
belleğidir, kenti en iyi tanıyan yerel yönetimlerdir. Kentsel dönüşüm çalışmasının dışında tutulmaları kabul
edilemez. Hedef aynı ise bu iki yasa birleştirilmelidir. Diğer ilgili kanunlarla da bağlantı kurularak tek bir
yasa düzenlenmelidir. 73. maddedeki uzlaşı görüşü hakim kılınmalıdır. Yasanın odağında belediyeler,
büyükşehir belediyeleri olmalıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da destekleme ve denetleme sorumluluğunu
üstlenmelidir. Bugün Karabağlar’da üç ayrı bölgede kentsel dönüşüm çalışması var.”

UZUNDERE ÖRNEĞİ
Karabağlar’da yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Selvitopu, “Bugün Karabağlar’da üç ayrı bölgede
kentsel dönüşüm çalışması var. İkisi Bakanlık, biri de Büyükşehir Belediyemiz tarafından yürütülüyor.
Büyükşehir’in çalışması Uzundere’de yüzde 100 uzlaşı anlayışı ile hayata geçiriliyor ve çok başarılı bir
örnek. Bu çalışma öncesinde Uzundere’de halka çok sayıda toplantılar yapıldı, dönüşüm alanı içerisinde
bürolar oluşturuldu. Vatandaşların, özellikle de kadınların, ev hanımlarının doğrudan bilgilendirilmeleri
sağlandı. Biz o süreçte her türlü bilgiyi oraya taşıdık. Kadınlar ikna oldular, belki evdeki eşlerini de onlar
ikna ettiler. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm yaklaşımı şu an da Türkiye’nin hiçbir yerinde
yoktur. Özellikle yerinde dönüşüm kavramını ülkemizde mevzuata da sokan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin
yaptığı projelerdir. Açıklık şeffaflık, mülk sahipleri arasında dengenin oluşturulması çok özenli bir çalışmayı
gerektiriyor. Bütün bunlar olursa kentsel dönüşüm başarılı ve sağlıklı olur. Bizim Bakanlık ile yürüttüğümüz
kentsel dönüşüm çalışmamız Osman Aksünel ve Aksoy Aşık Veysel’de var. Planlama bitti sunduk ama bu
aşamaya gelene kadar bütün analizler yapıldı, çözümler tartışıldı onaydan sonra uygulamaya geçilecek.
Çok büyük sorun çıkacağını sanmıyorum. Süratle uygulamaya geçeceğiz. Bu ön çalışmalar, analizler çok
önemli. 2000 hektarlık alanda da plan revizyonlarımız var bir kısmı onaylandı, bir kısmı devam ediyor.
İkinci aşamada imar uygulamaları var. Biz onları da gerçekleştireceğiz. Hedefimiz daha modern bir Karabağlar yaratmak. Karabağlar’ın bu potansiyeli var. Kentlerdeki çarpıklık hepimizin sorunu. Doğru
projeyi kim yaparsa yapsın ben desteklerim. Kentsel dönüşüm çok yönlü bir çalışmadır; sosyal dönüşüm
yönü de ihmal edilmemelidir. Bu çalıştayın düzenlenmesinde Karşıyaka Belediyemizin büyük emeği var. Biz
de Karabağlar olarak destek verdik bu anlamda da Karşıyaka Belediye Başkanımız Cemil Tugay ve çalışanlarına teşekkür ediyorum. Destek veren herkese de bir kez daha teşekkür” diye konuştu.


ACI TABLO: DÜNYADA BİRİNCİYİZ
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar ise konuşmasının
başında 30 Ekim depreminin sonuçlarına dair verileri katılımcılarla paylaştı. Ayatar “Dünyada 2020 yılında
meydana gelen depremlerde toplamda 205 kişi yaşamını yitirdi. Bu kayıpların 159’u maalesef ülkemizde;
İzmir, Elazığ ve Bingöl’de gerçekleşti. Maalesef 30 Ekim depremi ile İzmir, ölümlü depremlerde birinci
sırada. Kentimizde deprem nedeniyle 118 insanımızı kaybettik, binden fazla insanımız yaralandı. Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre 100’ün üzerinde yıkılmış ve acil yıkılması gereken, 700 civarında ağır
hasarlı, 800 üzerinde orta hasarlı, 8 bin civarında da hafif hasarlı bina tespit edildi. İnşaat Mühendisleri
Odası olarak da bir rapor yayınladık, üniversiteler de pek çok rapor yayınladı. Buna göre; depremde
tümüyle yıkılan, kısmen göçen ve en çok hasar gören binalar Bayraklı’daki betonarme ve yığma yapılar
oldu. Betonarme binalar içerisinde Bayraklı’dan sonra en çok hasar alan ikinci ilçe Karşıyaka oldu. Onu da
Buca ve Menderes takip etti. Betonarme ve yığma binaları bütün olarak düşünürsek, Bayraklı’nın ardından
Bornova, Konak ve Karaburun en çok hasar alan ilçelerdi. Depremden en çok etkilenen yapılar 8 katlı
betonarme ve tek katlı yığma yapılar olarak belirlendi. İzmir depremi, bir bölgeyi ve belli bir yapım yılındaki
binaları işaret etti. Yıkılan veya ağır hasar alan binalara baktığımızda yapım yıllarının 1991 – 1998
aralığında olduğunu gördük. Bunun beklenen İzmir depremi olmadığını ifade ederken, depreme hazırlıklı
olmanın ne kadar önem taşıdığını da bir kez daha çok acı şekilde görmüş olduk. Bu deprem bize denetim
sisteminin ne kadar önemli olduğunu, yapı stoğunun sorgulanması ve risk taşıyanların yenilenmesi
gerektiğini de gösterdi. Konu sadece yapı güvenliği açısından düşünülmemeli; altyapısıyla, ulaşımıyla,
bilinciyle bütün bir dönüşüm ve yenileme hedeflenmelidir” ifadelerini kullandı.


“DOĞRU BİNA YAPMAYI ÖĞRENMELİYİZ”

ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Canbay da sunumunda yapı güvenliği
konusunu ele aldı. Canbay “Birinci problem tasarımı doğru yapmamamız. Bilgisayar programlarının kölesi
olmuş durumdayız. Çok önemli bir konu var. Önceki yıllarda yaşanan depremlerden gerekli dersleri çıkarsaydık, son 20-30 yapılan sıfır binaların tamamını mükemmel yapsaydık zaten en büyük sorun çözülmüştü. Doğru bina yapmayı, doğru taşıyıcı sistemi seçmeyi, yetkin mühendislik kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Güçlendirmeden de korkmamalıyız. 30 yıllık bir binayı yıkıp yeniden yapmak yerine yüzde 20 maliyetle güçlendirip bir 30 yıl daha oturabilirsiniz” dedi.

Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Dr. İlker Kahraman da doğru kent planlamasının nasıl yapılması gerektiği konusunda bilgiler verdi. Barcelona’dan Eskişehir’e kadar iyi
uygulama örneklerini paylaşarak dönüşümün en önemli noktalarına dikkat çekti; uygulamaların yaşam
kalitesini arttırma hedefi üzerine planlanması gerektiğini vurguladı.


İnşaat Mühendisi ve Jeoloji Mühendisi Dr. Mustafa Koç ise yer – yapı etkileşimi konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Denizden gelebilecek tehlikelere, doldurulmuş alanlardaki risklere ve oluşabilecek heyelanlara dikkat çeken Koç, bu konularda önlemler alınması gerektiğini söyledi. Karşıyaka’da sıvılaşma analizleri yapılmasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Ayrıca kamuda yeterli yetkinlikte mühendis olmadığını ifade eden Koç, deprem geoteknik mühendisliğinin ayrı tutulması gerektiğini de dile getirdi.


YORUMLAR

  • 0 Yorum