Erdoğan koronavirüs aşısı için tarih verdi

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Koronavirüs aşı çalışmalarına ilişkin bilgi veren Erdoğan, "Önümüzdeki yılın ilk aylarında milletimizin hizmetine sunmayı planlıyoruz" dedi.

Erdoğan koronavirüs aşısı için tarih verdi

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Koronavirüs aşı çalışmalarına ilişkin bilgi veren Erdoğan, "Önümüzdeki yılın ilk aylarında milletimizin hizmetine sunmayı planlıyoruz" dedi.

Erdoğan koronavirüs aşısı için tarih verdi
21 Eylül 2020 - 20:03

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sona erdi. Erdoğan, toplantının ardından açıklamalarda bulundu.

Türkiye'deki koronavirüs aşı çalışmalarına ilişkin bilgi veren Erdoğan, "8 aşı çalışmasından 2'sinde hayvan deneyleri başarıyla tamamlandı. İnşallah önümüzdeki yılın ilk aylarında milletimizin hizmetine sunmayı planlıyoruz" dedi.

Koronavirüs salgınında artan vakalar nedeniyle uygulanacak olan kısıtlamalarla ilgili de konuşan Erdoğan, şunları söyledi:

►Maske ve mekan denetimlerinde uygulanan cezaların bazı kamu kurumlarında yapacak işlemler öncesi ödenmiş olması mecburi hale getirilecektir,
►İl bazında 65 yaş üstü yurttaşlar için ulaşım saatlerinde sınırlama yapılabilecek,
►Denetimler artırılacak,
►Kafe ve restoranların denetimi sıklaştırılacak. İzolasyonda olan kişilerin denetimi daha yakından takip edilecek

Erdoğan'ın açıklamalarından diğer satır başları şöyle:

Aziz milletim, değerli basın mensupları sizlere en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Koronavirüs salgını tüm dünyada tesirini arttırarak hissettiriyor. Ülkemizin de içinde bulunduğu Avrupa bölgesinde salgın maalesef yeniden tırmanışa geçmiştir.

Türkiye salgınla mücadelesini kararlılıkla ve elindeki imkanlarla sürdürüyor. Vaka sayılarındaki artış hiç şüphesiz hepimizi üzüyor. Bu virüsün henüz tedavisi bulanamadığı için elimizdeki en etkili tedbir tamam diye ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafedir.

Tedbirlere uymadığı için virüsü herhangi birine bulaştırıp ölümüne sebep olacak kişinin vicdan yükünü düşünmek bile istemiyorum. Tedbir bizden, takdir Allah'tandır. Bizim inancımızda tedbirsiz tevekkül olmaz. Elbette bu salgın devam edecek değildir, tarihteki büyük salgınların ortalama iki yıl sürdüğünü biliyoruz. Bir yıla yaklaşan Koronavirüs salgını da dünyanın tamamını etkisi altına almıştır. Türkiye salgının en başından itibaren hem tedbirler, hem de hizmetler bakımından küresel çapta örnek gösterilen ülkeler arasında yer almıştır. Bunun gerisinde geçtiğimiz 18 yılda hastane binasından, yatak sayısına kadar sağlık sisteminin her alanında gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşüm vardır. En küçük ilçemizden büyükşehirlerimize kadar ülkemizin her köşesine ulaşan yatırımlarımızın önemini salgın döneminde çok daha iyi anladım.

Vatandaşlarımız bireysel sorumluluklarını yerine getirdiği müddetçe bu işin üstesinden rahatça kalkarız. Fedakarca görev yapan insanlarımızın hakkını ancak sorumlu davranarak ödeyebiliriz. Tarih boyunca nice büyük mücadeleleri zaferle neticelendiren milletimizin bu krizi de yeneceğine inanıyorum.

Maske ve mekan denetimlerinde uygulanan cezaların bazı kamu kurumlarında yapacak işlemler öncesi ödenmiş olması mecburi hale getirilecektir. İl kurulları gerektiğinde özel tedbirler alıp bunları uygulayabilecektir. Kafe ve restoranların denetimi sıklaştırılacaktır. Çeşitli ülkeler tarafından geliştirilen ve son aşamaya gelen aşıların Türkiye'deki çalışmaları yakından takip edilmektedir. İl bazında 65 yaş üstü vatandaşlarımızın ulaşım saatlerinde sınırlama yapılabilecektir. Yerli aşıda da insan üzerinden deneme çalışmaları önümüzdeki aylarda başlayacaktır.

ELAZIĞ VE MALATYA'DA DEPREMİN ARDINDAN BAŞLANAN KONUT İNŞAATLARINDA SON DURUM

Elazığ ve Malatya depremlerinin ardından başlanan konut inşaatları son aşamasına gelmiştir. Ekranda da izlediğiniz gibi bütün bu konutlar şu an kısa bir zaman sonra bizzat benim de katılacağım törenlerle sahiplerine teslim edilecektir. Bugünkü toplantımızda vatandaşlarımızın bu konutlar için ödeyeceği bedelleri de tespit ettik. İki ilde de 2+1 konutlar 510 ile 725 lira arasında aylık ödeme ile vatandaşlarımıza teslim edilecektir. 3+1 konutlar için de 730 lira ile 995 lira arasında bir bedel belirlenmiştir. Köy evlerinde ise ahırsız olanlarda 790 lira, ahırlı olanlarda 905 lira aylık ödeme yapılacaktır. Ödemeler 20 yıl vade ile ve faizsiz olarak gerçekleştirilecektir. Konut inşaatlarının tamamında altyapı proje ve diğer pek çok yatırım hükümetimiz tarafından bedesiz olarak yapılmıştır. Maliyetlerden ortalama yüzde 40 düzeyinde de indirime gidilmiştir. Bu konutların hayırlı olmasını diliyorum.

'KORONAVİRÜS İLE MÜCADELEDE YENİ BİR SAFHAYA GEÇTİK'

Dünya ile birlikte biz de Covid-19 hastalığı ile mücadelede yeni bir safhaya geçtik. Elde edilen tecrübelere ve kat edilen mesafeye göre bu konuda yeni stratejiler geliştiriyoruz. Bugünkü kabine toplantımızda bu hususları ayrıntılı olarak değerlendirdik. İnşallah ülkemizi bu süreçten en az hasarla ev sonrasında en büyük kazanımları elde edecek şekilde çıkartacağız. Karşımızdaki sorunun sağlık krizi olmanın yanında küresel düzeyde siyasi, ekonomik, toplumsal sonuçlara yol açabileceğini görüyoruz. Mücadele stratejimizi, yaşanan krizin boyutuna uygun şekilde beliriliyoruz. Bir yandan yeni şehir hastaneleri açarken, diğer yandan Akdeniz ve Karadeniz'deki sondaj faaliyetlerimizi de kesintisiz devam ettiriyoruz. Bir yandan salgının önünü kesmek için gayret gösterirken, bir yandan Doğu Akdeniz'deki haklarımızı koruyoruz. Bir yandan salgın tedbirlerinden olumsuz etkilenen her kesime destek verirken, diğer yandan büyük yatırımlarımızı hizmete sunmayı kesintisiz sürdürüyoruz.

DOĞU AKDENİZ KRİZİ

Karadeniz'de keşfettiğimiz doğalgaz rezervi ekonomik büyüklüğü ve moral yönüyle milletimize umut vermiştir. Keşfedeceğimiz yeni rezervlerle milletimizin sevincini daha da artıracağız. Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi yok sayıp ısrarla kendi tezlerini kabul ettirmeye çalışanlar diplomasi masasına yaklaşmaya başladı. Ekonomimiz, ikinci çeyrekteki kısmi küçülmenin ardından üçüncü çeyrek için çok güçlü yükseliş mesajları veriyor. Sanayi üretimindeki artış salgına rağmen yıllık yüzde 4,4'ü buldu. OSB'lerdeki elektrik tüketiminin salgın üzerindekinin bile üzerine çıkması üretimdeki artışın işaretidir.

Hizmete sunduğumuz her baraj, sulama ve enerji altyapımızı bir adım daha öteye taşıyor. İhracatçılarımız her zamanki gibi destan yazmaya devam ediyor. Turizm ve ticarette kayıplarımızın en azından bir bölümünü telafi ettik.

Ülkemizin cumhuriyet dönemi boyunca defalarca maruz kaldığımız o karanlık senaryolara, ahlaksız oyunlara düşmemesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu tezgahın işlemesi için kullanılan terör örgütlerinden, siyasi ve sosyal tetikçilere kadar hiçbir kuklaya aradığı fırsatı sunmayacağız. Darbe ve vesayet eliyle milletimizin değerlerinin çiğnenmesine, geleceğinin karartılmasına canımız pahasına da olsa rıza göstermeyeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye'nin ayak sesleri daha yüksek tonda duyulmaya başlandıkça, ülkemize yıllarca müstemleke gözüyle bakanların telaşları artıyor, unutmayın korkunun ecele faydası yoktur.

Bu millet kükremiş bir sel gibi, zincirlerini kırmış, önüne çekilen setleri çiğnemiş şekilde hedeflerine doğru yürümektedir. He rkim bu yürüyüşte yanımızda olursa, yol arkadaşlığımızı yaparsa gerektiğinde ekmeğimizi bölüşeceğimiz, gerektiğinde yoluna canımızı koyacağımız kardeşimizdir. Bize pusu kuran, saldıran hiç kimseyi de unutmayacağımızın bilinmesini isterim.

'BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SALGINDA SINIFTA KALDI'

Yarın BM 75. Genel Kurulu başlıyor. BM tarihinde ilk defa ülkemizden bir isim, eski bakanlarımızdan Volkan Bozkır, Genel Kurul Başkanı olarak görev yapacak. Sayın Bozkır'a görevinde başarılar diliyorum. Şayet salgın sıkıntısı olmasaydı, biz de yarın Genel Kurul'da ülkemizi temsil edecek heyetin başında olacaktık. Salgın sebebiyle mesajımızı yarın akşam saatlerinde inşallah yayına gireceğiz. Genel Kurul'un öncelikli gündemi hiç şüphesiz salgın olacaktır. Türkiye olarak, uzun yıllardır BMGK başta olmak üzere uluslararası platformdaki haksız, adaletsiz ve çarpık yapıyı dünya beşten büyüktür diyerek eleştiriyoruz. 1. ve 2. Dünya Savaşları'nın ardından oluşturulan mevcut yapının artık sürdürülemez olduğu gerçeği yaşanan her hadisede kendini gösteriyor. Suriye'den Yemen'deki insani krizlere, Afrika ve Güney Amerika gibi kırılgan bölgelerdeki gelişmeler dahil her alanda çuvallayan BM, salgında da sınıfta kaldı. BM, salgınla mücadele için gereken tedbirlerin alınması için hiçbir varlık ortaya koyamadı. Türkiye tek başına 146 ülkeye tıbbi malzeme desteği verip el uzatırken, BM'nin bu derece etkisiz kalması tespitimizin doğruluğunu bir kez daha teyit etti. Sömürgeci ve soykırımcı bir geçmişe sahip olan Batı, kaşıkla verip kepçeyle alma alışkanlığı sebebiyle bunu anlamakta zorlanıyor. Suriye'de, Libya'da, Yemen'de ve daha halen devam eden pek çok insani krizde riyakarlığını, ilkesizliğini, çıkarcılığını ispatlayan ülkelerin dünyaya hak ve adalet dağıtamayacağını bir kez daha tekrarlıyoruz. Salgın karşısındaki çaresizlikleri, gelişmiş ülkelerin hazırlıksız yakalandığı bir krizde kendilerine bile hayırlarının olamayacağını göstermiştir.

Artık hükmü kalmamış, fiiliyatta geçerliliği olmayan, kendi siyasi ve toplumsal gerçeklerine aykırı beyinleriyle nara atanların yaptıkları, mezarlık yanından geçerken ıslık çalanların psikolojisiyle aynıdır. Milletimiz, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da gireceği mücadelelerde ortaya çıkacak sonuçları bilmekte ve direncini ona göre geliştirmektedir. Bu topraklarda bin yıldır yaşayan ulu çınar, bir kez daha uyanmış ve harekete geçmiştir. Karşımızda diklenenler ise, tıpkı içten çürüyen ağaçlar gibi çıkacak ilk fırtınada yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan kabuktan olan birer kütük gibidir. Kıbrıs'ta, Akdeniz'de, Ege'de, biz kimsenin hakkına hukukuna el uzatmıyoruz, sadece kendi hakkımıza, hukukumuza, kazanımlarına saygı gösterilmesini istiyoruz. Bu ülkelerin halklarını gerçekleri öğrenmeye ve ona göre tavır takınmaya davet ediyoruz. Yaşamayı ve yaşatmayı dünyaya bakışının merkezine yerleştirmiş bir ülke olarak, her zaman olduğu gibi bugün de barışı, huzuru, istikrarı ve refahı arzu ediyoruz. Bize karşı yürütülmeye çalışılan 'Her şey benim olsun, sen verdiğime razı ol' dayatması ne gerçekçidir, ne de mümkündür. Bu söylediklerimizin kuru bir retorik olmadığını ispata, bırakınız 2 bin yıllık devlet geçmişimiz, sadece son dönemdeki mücadelelerimiz yeterlidir.

Türkiye demokrasisi ve ekonomisiyle tarihi bir dönüşümü tamamlamanın son raddesine gelmiştir. Kesintisiz bir şekilde yaşadığımız saldırılarda ülkemize karşı kullanılabilecek tüm yöntemler değerlendirilmiştir. Terör örgütleri kullanılarak yapılan saldırılar canımızı yakmıştır, kanımızı dökmüştür ama amacına ulaşamamıştır. Vesayetin ve darbecilerin milli iradeyi teslim alma girişimleri her seferinde milletimizin ferasetine çarpıp yıkıldı. Ülkemizin yönetimini tercih dışındaki yollarla değiştirme senaryolarını ifşa ettik. son dönemde bizi sahillerimize hapsetmeye, doğal zenginliklerden hapsetmeye yönelik girişimlere benzer mukavelelerde bulunduk. Son olarak salgında ülkemizin hizmet altyapısının ne derece önemli olduğunu gösterdik. Artık hiç kimse 2053 vizyonu, 2071 vizyonu dediğimizde geçiştirmiyor. bu vizyonları mutlaka hayata geçireceğimiz inancı dostlarımızda da düşmanlarımızda da güçleniyor. Biz ülkemizi ve milletimizi yakın zamanlardaki hedeflerine ulaştıracağımıza tüm kalbimizle inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum." 

(BirGün)


YORUMLAR

  • 0 Yorum