Doğayı katledecek bir çılgın proje daha!

Talan bitmiyor. Kaz Dağları, Hasankeyf, Salda, derken, bir çılgın proje daha geliyor!

Doğayı katledecek bir çılgın proje daha!

Talan bitmiyor. Kaz Dağları, Hasankeyf, Salda, derken, bir çılgın proje daha geliyor!

Doğayı katledecek bir çılgın proje daha!
12 Ağustos 2019 - 13:45

Kayseri-Nevşehir-Aksaray-Konya-Antalya Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattı nihai Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu, 10 Temmuz’da ÇED olumlu kararı verildi. 4 kısımdan oluşan, 607+566 kilometre uzunluğundaki hat, doğa, yaşam, su kaynakları ve verimli tarlalarla birlikte kültür varlıklarımızı da tüketecek. Projede, 66 tünel, 24 viyadük, 102 üst, 391 alt geçit, 5 istasyon var. 9.7 milyar TL’ye tamamlanacak.

BirGün gazetesinden Erk Acarer'in haberine göre Antalya, Seydişehir, Konya, Aksaray ve Avanos olmak üzere 5 noktada şantiye kurulacak. Zeminlerde dolgu gerçekleştirilecek. 7 yerde kazı fazlası depolama alanı olacak. İnşaat 4 yıl sürecek. Amacı, Antalya'daki turistlerin ilgisini diğer şehirlere çekebilmek: “Milyonlarca turist için alternatif sağlanacak, kazanılacak döviz artacak, İç Anadolu da canlandırılacak!”

Bu bölgeler raporda yok!

Projeye ilk itiraz Antalya İbradı Belediyesi’nden gelirken, Çağdaş Avukatlar Derneği (ÇHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Barosu avukatı Münip Ermiş de “Yeni bir çevre felaketi” dedi. Raporun, Antalya hattında, tabiat parkı ve tabiat anıtları niteliğindeki Köprülü Kanyon, Beyşehir Gölü, Kurşunlu Şelalesi var. Ermiş, hattın önemli bölümünün ise İbradı, Ormana doğal alanı, Altınbeşik Milli parkı, korunan alan statüsündeki Üzümdere’den geçtiğini söylüyor: “Buralar milli park ve birinci derece korumada, Yaban Hayatı Koruma Sahası, ama raporda yoklar!”

Antalya Expo Center’dan başlayan hat, sadece bu bölgelere zarar vermiyor. Manavgat ırmağının batısından yukarı çıkan güzergahta, Perge, Aspendos, Erimna antik kentleri ve Üzümdere yaban hayatı koruma sahası bulunuyor. Antalya limanından başlayan, Batı çevre yolunu takip ederek Düzlerçamı ormanlarının içinden geçerek Bucak- Burdur’a bağlanan hatta; Termossos antik kenti ile Düzlerçamı ormanlarında yer alan alageyiklerin anayurdu olan Yaban Hayatı Koruma Sahası bulunuyor. Raporda, yaban hayvanlarına yönelik zarara ilişkin skandal ifadeler yer alıyor. “Buralara gelmekten kaçınacaklardır.” Avukat Ermiş, “Ayıya, geyiklere, dağ keçilerine, tilkilere, kurtlara aklınız varsa kaçın’ diyorlar” ifadelerini kullanıyor. Oysa mermerler ocakları ve hidroelektrik santraller (HES) ile bölgede yaşam alanı kalmayan canlıların gidecek yerleri yok!

Vadilerden, viyadükler geçecek. 12 Avrupa ülkesinin toplamındaki endemik türe sahip Toros Dağları da delinecek ve üstünde dinamitler patlatılacak. Yani proje, sadece antik kentler, yeşil alanlar, su kaynakları ve yaban hayatına geri dönülmez şekilde zarar vermeyecek, endemik türleri de yok edecek.

Sadece Antalya değil

Hat, Çubuk Boğazı Koruma alanından Burdur’a açılıyor. Isparta, Sütçüler, Konya, Beyşehir, Meram, Selçuklu ile Aksaray Eskil’e ulaşıyor. Nevşehir’de, Acıgöl, Avanos, Ürgüp ve Kayseri’de, İncesu ile Kocasinan ilçeleri üzerinden geçiyor. Konya Meram gibi Nevşehir, Göreme-Kapadokya da risk altında. İktidar, her “çılgın projeyi” ÇED ile savunuyor. Oysa doğa, tarih ve kültürel mirası tüketmeye yönelik her raporu Encon Çevre Danışmanlık Şirketi hazırlıyor. ÇED olumlu raporu alabilmek için 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında değişiklik yapıldığını da belirtelim.

YHT projesinin “esas amacı”, Türkiye’nin hazinelerini pazara çıkarmak, tanıdık müteahhitlere iş olanağı sunmak ve rant elde etmek! Örneklerle açıklayalım. Hattın diğer şehirlere bağlanması da amaçlanıyor. Yerköy, Kayseri’yi, Ankara’ya bağlayan hattın ihalesinde aralarında Kolin’in de yer aldığı 17 firma var.

Tren bahane, otel şahane!

Yine ÇED raporunda Antalya Burdur, Isparta planına yönelik dikkat çekici ifadeler geçiyor: “Bu illerin Manavgat, Serik, Korkuteli, Gölhisar, Karamanlı, Yeşilova ve Bucak ilçelerinde 1. ve 2. derece büyüklükte hizmet odakları oluşturarak, dengeli büyüme sağlamak…” Anlamı; otel ve yapılaşma.

Projedeki, tüm planlama bölgesi, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilmiş durumda. Belediyeler söz sahibi değil. 10 Temmuz’da raporu alınan projenin bilgi toplantısı, 27 Temmuz’da yapıldı. Tarlalar da proje kapsamında kamulaştırma kıskacında. Köylüler “Hat sizi ekonomik olarak refaha erdirecek” diye kandırıldı. Oysa köylerde durmayacak!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Reklam